Uzay kirliliği nedir?Teknolojik gelişmeler uzay kirliliğini nası
Hakan Kaya 30 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

yıllık plan

gunluk plan

konu anlatım

fen deneyleri

dosyalar

para kazanma yolları

veli toplantı tutanak

zumre-sube tutanak

odevler

yazılılar

performans odev

proje odev

rehberlik

sosyal kulupler

deneme sınavı

belirli gün ve haftalar

4.sınıf

5.sınıf

6.sınıf

7.sınıf

8.sınıf

9.sınıf

10.sınıf

11.sınıf

12.sınıf

arastıralım hazırlanalım-6.sınıf

lise odev

okul öncesi

usta öğretici

matematik 4.sınıf

matematik 5.sınıf

matematik 6.sınıf

matematik 7.sınıf

matematik 8.sınıf

Eğitim

videolar

araştıralım hazırlanalım-7.sınıf

araştıralım hazırlanalım-8.sınıf

seminer

test

Diğer İçeriklerim (4926)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (30)
01 06 2009

Uzay kirliliği nedir?Teknolojik gelişmeler uzay kirliliğini nası

           http://www.cevrehaberleri.com/uzay.jpg                      
             Kirliliğin sebebi uzaya gönderilen çeşitli araçlar, bunların meteorlarla çarparak oluşturduğu parçalar, uzay istasyonlarından bırakılan çöpler vs. dir. Bunlar çok hızlı bir şekilde yörüngede dolanırlar ve kirlilik oluştururlar, uydulara vs. çarparlar hasar verirler.

         Uzay kirliliği son 40 yılda ortaya çıkan bir sorundur. Dünya’nın çevresinde, değişik yörüngelerde dönen ve artık herhangi bir işlevi olmayan, insan yapımı cisimlerim tümü, uzay kirliliği olarak adlandırılır. Bunların arasında ömrünü tüketmiş uyduların yanı sıra roketlerin uzaya bırakılan üst aşamaları ve yörüngede oluşan patlamaların artıkları vardır.

         Uzay kirliliğinin şimdilik insanların günlük yaşamlarına doğrudan bir etkisi yoktur. Bu nedenle de genellikle göz ardı edilen yada unutulan bir sorun olmuştur. Hatta insanların büyük bir bölümü böyle bir sorunun varlığından bile habersizdir. Ancak eğer önlem alınmazsa, uzay kirliliği önümüzdeki 25-30 yıl içinde uzay aştırmaları açısından çok ciddi bir  sorun olacaktır.

         Uzayda kirlilik yaratan parçacık sayısı her geçen gün biraz daha artmaktadır. Her ne kadar bu döküntülerin büyük bir kısmı zamanla Dünya’ya düşse de uzay kirliliğinin oluşum hızı, yok olma hızından daha büyük. Döküntüler Dünya’nın çevresinde iki bölgede yoğunlaşıyor. Birinci bölge Dünya’dan 36.000 km uzaktaki bölgedir. Bu bölgenin özelliği, buradaki uyduların periyotlarının 24 saat olmasıdır. Bir başka deyişle, bu yörüngedeki bir uydu, batıdan doğuya hareket ettiği için, sürekli dünyanın aynı bölgesi üzerinde yer alır (tıpkı Türksat1B ve Türksat1C gibi). Bu yörüngede 150’si roket üst aşaması olmak üzere 700 büyük cisim saptanmış ve kataloglanmıştır. Bu bölgedeki döküntülerin hızları Alçak Dünya Yörüngesi’ndekilere göre daha düşüktür; saatte 7.000 km kadar. Bu döküntülerin uzay çalışmaları açısından yarattığı tehlike de çok azdır.

“Uzay çöplüğünde kaç tane ömrünü tamamlamış uydu bulunduğu bilinemiyor. Ancak meteor çarpması, manyetik fırtına ve birbirleriyle çarpışmaları sonucu bu uyduların ufak parçalara dağılmış oldukları sanılıyor. Uzay komitesinin 1968 yılında aldığı karara göre, her devlet uzaya yolladığı araçların denetiminden ve geri getirilmesinden sorumlu. Ancak bu kararın şu andaki teknoloji ile uzay mekikleri dışında uygulanması mümkün olmuyor.”

                                                             ÇÖZÜM      

         Dünya çevresindeki döküntülerin büyükçe olanları sürekli izleniyor. Daha küçük parçaların izlenebilmesi için çalışmalar sürdürülüyor. Döküntülere ilişkin eldeki verilere ve yapılan gözlemlere dayanılarak Rusya, İngiltere, İtalya, Almanya ve Amerika’da bilgisayar modelleri geliştiriliyor. Bilim adamları bu modelleri kullanarak, dünya çevresinde farklı yörüngelerde dönen küçük büyük bütün döküntülerin hareketlerini ortaya koymaya çalışıyor. Bu hareketler incelenerek ileriye dönük tahminler ve risk hesapları yapılıyor.

         Bugünkü çalışmalar şimdilik uzay kirliliği sorununu anlamaya yönelik. Her geçen gün büyüyen bu sorunun çözümüne yönelik yapılan bir şey yok. Yörüngedeki kirlilik konusunda, uluslar arası bir anlaşma da yapılmış değil. Ama uzay ajansları, kendi aralarında Uzay Ajanslararası Uzay Kirliliği Eşgüdüm Komitesi adında bir yapı oluşturmuş bulunuyor. Bunun yanı sıra, uzay kirliliği konusu 1994 yılından bu yana, Birleşmiş Milletlerin Uzayın Barışçıl Amaçlarla Kullanımı Komitesi’nin, Bilimsel ve Teknik Altkomitesi’nce  bir tartışma ve değerlendirme başlığı olarak ele alınıyor. Bu tür uluslar arası girişimlerin yanında uzay ajanslarının ön ayak olduğu çalışmalarda var. Örneğin, NASA ve NASDA’nın (Japon Uzay Ajansı) uzay kirliliğine yönelik yayınladığı ve uygulamaya koyduğu kılavuzlar bulunuyor. Rusya, Fransa ve ESA da benzer kılavuzlar hazırlama ve geliştirme çalışmalarını sürdürüyor.

         Kirlilik konusunda ortaya atılan değişik öneriler var, ama üzerinde anlaşılan ve uygulamaya konulan ciddi bir plan yok. Tüm uzay ajanslarının anlaştığı nokta ilk aşamada, uzay kirliliğinin artış hızının önünü kesmek. Uzay ajansları, bundan böyle uzaya çıkacak araçların, fırlatılışları ve yörüngeye yerleştirilmeleri sırasında uzayı en düşük düzeyde kirletmelerini sağlayacak. Ayrıca bundan böyle ömrü tükenen uyduların ve uzay araçlarının Dünya’ya düşmeleri sağlanacak.

         İkincil olarak yapılması gereken, bugünkü kirliliğin ortadan kaldırılması. Ancak bu “temizlik” teknolojik ve daha çok da ekonomik bir konu. Bu iş için değişik öneriler var. Bunlardan birine göre, temizlik iki koldan yapılmalı. Birinci kolda, uzay mekikleri ile yada geliştirilecek benzer bir araçla, yörüngedeki büyük parçalar toplanıp Dünya’ya getirilecek. Geriye kalan milyonlarca küçük cisimde geliştirilecek bir “uzay süpürgesi”yle toplanacak. Bir başka öneri de tüm hurdaları Dünya yörüngesinde belirli bir bölgede, bir “uzay aracı mezarlığı”nda toplamak. Ama tüm bunlar şimdilik düşünce aşamasında olan projeler.

7630
0
0
Yorum Yaz