okul öncesi - eğitimci - Blogcu



Anasayfa | Rss | E-Mail

<- :: Sonraki Sayfa ->

EĞİTİMCİ.........EĞİTİM ADINA ARADIĞINIZ HER ŞEY BURDA!!!... ..HOŞ GELDİNİZZZZ...EĞİTİMCİ!!!.....

26/11/2009

700 okul öncesi,119 beden eğitimİ

http://haber.deuforum.com/resim/ogretmen%5B1%5D.jpg

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, 82 branşta ataması yapılacak 10 bin öğretmenin 700'ünün okul öncesi, 119'unun ise beden eğitimi öğretmeni olacağını söyledi.

TBMM Genel Kurulunda görüşülen, 10 bin öğretmen kadrosuna 31 Aralık'a kadar atama yapılmasına ilişkin kanun teklifinin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Çubukçu, atamalarda sözleşmelilerin ne kadarının yararlanacağını tahmin etmelerinin mümkün olmadığını bildirdi.

Çubukçu, OECD ülkeleri ile kıyaslandığında öğretmenlerin maaşlarının iyi olduğunu belirtti. "Kasım ayının sonuna kadar sözleşmeli öğretmenlerin tümünün kadroya alınacağı" şeklinde bir söz söylemediğini dile getiren Çubukçu, ataması yapılmayan eğitim fakültesi mezunlarının tamamının kamuda istihdam edilmesinin mümkün olmadığını bildirdi.

Çubukçu, okul öncesi eğitim çalışmalarına büyük önem verdiklerini söyleyerek, ataması yapılacak 10 bin öğretmenden yaklaşık 700'ünün okul öncesi, 119'unun ise beden eğitimi öğretmeni olacağını kaydetti.

24/11/2009

Okul Öncesi Öğretmenlikte Yeni Karar

http://okulweb.meb.gov.tr/34/32/810276/images/Ogrenciler/Buyuk/Ana%20Sinifi%20A.jpg
Kız Meslek Lisesi Çocuk Gelişimi Bölümü olup lisans ve ön lisans eğitimi alan adaylar “Okul Öncesi Ücretli Öğretmeni” olacak

Kız Meslek Lisesi Çocuk Gelişimi Bölümü

Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Genel Müdürlüğü’nün Samsun Milli Eğitim Müdürlüğüne göndermiş olduğu 28/10/2009 Tarih ve 3374 sayılı  görüş yazısında  Kız Meslek Lisesi Çocuk Gelişimi Bölümü olup lisans ve ön lisans eğitimi alan adaylar “Okul Öncesi Ücretli Öğretmeni” olarak değerlendirilebileceğini ifade etmiştir. Bu yazı ile faklı bölümlerden yüksek öğrenimi tamamlayanların ücretli öğretmen olarak görevlendirilmesi mümkündür.

Samsun Milli Eğitim Müdürlüğü bu yazıya istinaden bir duyuru yayımlayarak bu durumda olan adayların başvurusunu kabul edeceğini bildirmiştir.

2/11/2009

ANAOKULU ÇOCUĞA NELER KAZANDIRIR ?

http://okulweb.meb.gov.tr/34/32/810276/images/Ogrenciler/Buyuk/Ana%20Sinifi-C.jpg

Çocuğun havaya, suya, besine, iyi bakıma ihtiyacı olduğu kadar, karşılıklı olumlu ilişkiler sağlayacak düzenli ve sağlıklı bir toplum yaşantısına da ihtiyacı vardır.
Okul öncesi eğitim kurumları; çocukların sağlam kişilikli ve sosyal yönden uyumlu insanlar olarak yetişmelerine yardım eden temel işlevi EĞİTİM olan sosyal kuruluşlardır.

Okul öncesi eğitim kurumları, çocuğu genel kültür değerlerine duyarlı sosyal bir ortam içinde eğiterek, toplumun kültür değerlerinin özümlenmesinde yardımcı olur.

Çocuklarımıza Atatürk, Millet, Vatan, Bayrak sevgisini de kazandırma amacını taşıyan okul öncesi eğitim kurumları, her fırsattan faydalanarak, onların milli, manevi, ahlaki, kültürel ve insani değerlere bağlılığının gelişmesine yardımcı olur.

Öğrenci olma duygusu :
Anaokulunda çocuklar aktivitelerden, oyuncaklar ve oyun arkadaşlarından istediklerini seçmekte özgürdürler.

        Ancak bu rahat atmosferin altında, çocuklara bir sınıfta nasıl davranmaları gerektiğini ve bir grubun parçası olmanın ne demek olduğunu öğretmek için geliştirilmiş pek çok kural ve düzen yatar.

        Ayrıca çocuklar, isteklerini kontrol etmek zorunda olduklarını öğrenirler. Hikaye saatinde, örneğin gruptan uzaklaşıp gidemezler ya da evde anneyle okurken yapabildikleri gibi öğretmenin sözünü kesemezler.

Arkadaş edinmek :

Okul öncesi öğrenciler diğer çocuklara nasıl yaklaşmak gerektiğini ve onların yanında nasıl rahat olmak gerektiğini öğrenirler. "Ben bundan daha büyük bir kule yapabilirim" demek yerine "Ne yapıyorsun?" diye sormak yoluyla, karşıdaki şahsa odaklanarak bir konuşmaya nasıl başlanacağını keşfederler. Bu sosyal bilgi, çocuklar büyüdüklerinde onlara fayda sağlar.

Bağımsız olma duygusu :

Okullarda çocuklar ayakkabılarını giymeyi, kendi meyve sularını açmayı ve tuvaletten sonra ellerini yıkamayı öğrenirler. Erken yaşta edinilen bu kendi bakımını yapma becerileri konusundaki alışkanlıklar, sizin araya girmek için etrafta bulunmadığınız başka yerlerde, örneğin bir arkadaşın evinde, çocuğunuzun kendine güven duymasına yardımcı olur.

Bir hikaye anlatmak :

Okul öncesi çocukların hikaye dinleme, anlatma ve arkadaşlarıyla birlikte hikayeyi canlandırma gibi pek çok olanağı vardır. Hikayeler dinlemek çocukların, her hikayenin bir başı, ortası ve sonu olduğunu  anlamalarına yardımcı olur. Bu, ayrıca hikayeyi kendi başlarına anlatmalarını istemeleri için onları motive eder.

Yardım istemek :
    Okul öncesi eğitiminde çocuklar herkesin ortasında konuşabilmelerini sağlayan özgüveni kazanırlar.

       Yapılan araştırmalara göre ilk öğretmenleriyle sevgi ve ilgi dolu bir ilişki kurmak, çocukların sonraki öğretmenleriyle ve diğer yetişkinlerle üretken ilişkilere girmelerine yardımcı oluyor.

        Küçük çocuklar, eğer kendi aileleri dışında yetişkin bir otoriteyi kabul etmek konusunda olumlu bir deneyim yaşamışlarsa, yeni ilişkilere güvenle yaklaşıyor.

Kesmek ve yapıştırmak :

Çocuğunuzun her gün okulda yaptığı şu karalanmış çizimler ve yapış yapış kolajlar onun üretkenliğinin ifadesi olmaktan çok daha anlamlıdır. Çocuklar makaslarla, yapıştırıcılarla ve pastel boyalarla çalışırken, anaokulunda onlardan beklenen  kalem tutmalarına yardımcı olacak doğru kas kontrolü becerilerini geliştirmeyi de öğrenirler.

Kat kat kule yapmak :

    Yapılan araştırmalar, okul öncesi programlarda legolarla kuleler yapan öğrencilerin el becerilerini geliştirdiğini ve elleriyle matematik deneyimi kazandıklarını göstermiş. Uzmanlara göre çocuklar legolarla ya da elle oynanan diğer nesnelerle oynadıkları zaman, seçip ayırmayı ve sınıflandırmayı öğreniyorlar. Eğer bir kule yapıyorlarsa ve ellerindeki büyük parçalar bittiyse, örneğin bunun yerine küçük parçaları kullanabileceklerini keşfediyorlar. Bu deneyim çocuklara bölme, kesir ve geometriyi anlamaları için somut bir temel hazırlıyor.

Sembolleri ve kafiyeleri tanımak :

Daha okumaya hazır olmasalar da, okul öncesi eğitimi alan çocuklar genellikle numaraları ve harfleri tanırlar. Çocuklar isimlerindeki harfleri yazmayı ve kitapların anlamlı olduklarını fark etmeye başlar. en basit matematik işlemlerini ezberlemeyi ve hatta sınıf arkadaşlarının ve öğretmenlerinin isimlerinin içindeki harfleri bile öğrenirler. Genellikle renkler ve şekiller hakkında yararlı bilgiler edinirler. Örneğin, iki farklı rengi birleştirerek üçüncü bir renk elde edileceğini ya da birinin şapkasının üçgen şeklinde olduğunu bilirler. Çocuk şiirleri ve şarkıları öğrenmek çocuklara akademik faydalar da sağlar. Kafiye kurmayı bilen çocuk okumayı daha kolay öğrenir. Uzmanlara göre erken yaşta verilen müzik dersi çocuklara matematikte de yardımcı olabilir.

Sıçramak, atlamak ve zıplamak :

    Okul öncesi öğrenciler sık sık oyun oynarlar. Kaslarını güçlendirir ve koordinasyonlarını geliştirirler. Koşmak, kaymak, tırmanmak ve topla oynamak, çocukların vücutlarını kontrol etmeyi, geniş kas becerilerini geliştirmeyi ve kendine güvenmeyi öğrenmelerinin en iyi yollarıdır. Oyun alanında geçirilen zaman çocuklara aynı zamanda bağımsız bir şekilde problemlerini çözme (Döner kaydıraktan aşağı kaymak için bacaklarımı nasıl kıvırmalıyım?) ve sosyal ilişkiler kurma (Kum havuzunda benimle birlikte kule yapmak ister misin?) olanakları verir. Bu özgür oyun, aileyle ya da bakıcıyla parka gitmekten çok daha farklı bir deneyimdir. Aile ya da bakıcı, çocuğu çok daha yakından izler, nesneleri kullanırken çocuğa fikirler verir ve her başarısını alkışlar.

Araştırmak ve keşfetmek :

    Okul öncesi öğrencileri doğal bilim adamlarıdır. Elle yapılan ve kendilerinin yönettikleri pek çok deney yapabilme fırsatının faydasını görürler. Yapılan bir araştırmada, çocukların, yapılacak aktiviteleri ve sınıf malzemelerini seçmek için teşvik edildiği oyun merkezli sınıflar gözlendiğinde Sonuçlara göre daha çok probleme çözüm yolları bulabilen çocuklar ileriki sınıflarda diğerlerinin önüne geçiyor.

Aileler için düzensiz gibi görünen bir ortamda çocuklarının nasıl bir şeyler öğrenebildiğini anlamaları zor olabilir, ama gerçek şu ki, çocuklar, öğretmenleri çevreyi onların ilgisini çekecek malzemeler ve keşfedebilecekleri yeni fikirlerle donattığı zaman çok daha iyi öğreniyorlar.

25/10/2009

Okul öncesi eğitimde 22 bin öğretmen açığı var

http://egitim.uludag.edu.tr/ilkogretim/okuloncesiogrt/resimler/okul%20oncesi-ana%20sayfa%20resmi.jpg

Türkiye’de 32 ilde zorunlu hale getirilen okul öncesi eğitimde 22 bin öğretmen, 30 bin derslik eksiği bulunduğu açıklandı

Milli Eğitim Bakanlığı’nın 32 ilde okul öncesi eğitimi zorunlu hale getirdi. Uygulama 5 yaş grubundaki çocukların, resmi veya özel okullara zorunlu kayıtlarını öngörüyor.

Eğitimciler ise okul öncesi eğitimin zorunlu olmasının önemli sorunlar doğuracağını söylüyor.

Türkiye, Bin Yıl Kalkınma Hedefleri çerçevesinde 2015’e kadar okul öncesi eğitime ve ilköğretime erişim, okuryazarlık ve cinsiyet eşitliği hedeflerine ulaşım açısından risk altındaki ülkelerden biri olarak gösteriliyor. Okul öncesi eğitimin zorunlu olması için şu anda gerekli koşulların olmadığını belirten Kocaeli Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cevat Celep, “Mekân, araç-gereç yetersizliği ve niteliksiz öğreticiler telafi edilemez sonuçlar doğurabilir” dedi. Celep, okul öncesi eğitimdeki sorunları şöyle sıraladı:

- Anasınıfları için acil olarak 22 bin öğretmene ihtiyaç duyuluyor.

- 32 ildeki öğrenciler için yaklaşık 30 bin derslik gerekiyor. Ancak şu anda Türkiye genelinde derslik sayısı 4 bin 44. Resmi anasınıflarında kadrolu öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 26.4. OECD ülkeleri ortalaması ise öğretmen başına 15-16 öğrenci. 60-72 ay (5 yaş) grubunda en yüksek okullaşma oranı yüzde 64 ile Karadeniz’de. En düşük okullaşma oranı ise yüzde 41 ile Güneydoğu Anadolu’da. Okullaşmada en düşük 8 il arasında yer alan İstanbul çıkarıldığında Marmara yüzde 65’le en yüksek orana sahip oluyor. Karadeniz Bölgesi’nde Amasya’da okullaşma oranı yüzde 108. Trabzon’da da yüzde 92.

Türkiye’de erken çocukluk eğitiminde iki ana model uygulanıyor: Kurum temelli model ile ev temelli model. Kurum temelli programların büyük bir bölümü MEB ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağlı olarak yapılıyor. MEB tarafından yapılan modeller:

- Özel ya da resmi bağımsız anaokulları: 3-6 yaş arasındaki çocukların eğitimi sağlanıyor.

- Özel ya da resmi anasınıfları: 5-6 yaş arasındaki çocuklara eğitim veriyor. İlköğretim okullarının bünyesinde açılıyor. Yaygın olarak devlet okulları bünyesinde ve bazen de özel okul bünyesinde yer alıyor.

- Uygulama anaokulları ve ana sınıfları: 3-6 yaş arasında kız meslek lisesi öğrencileri öğretmenleri denetiminde uygulamalara katılıyor. Amaç, kız meslek lisesi öğrencilerinin uygulama yapmasını sağlamak.

20/10/2009

Anasınıflarına Sınıf Öğretmeni Görevlendirilecek

http://www.sumerio.k12.tr/Upload/anasinif2008/anasinifi.jpg

Öğretmenleri Anasınıfı Öğretmeni Görevlendirilecek

Okul Öncesi Genel Müdürlüğü 14.10.2009 tarihinde illere gönderdiği bir yazıda okul öncesi öğretmen ihtiyacının karşılanamaması halinde norm fazlası ya da herhangi bir şekilde atanamamış sınıf öğretmenlerinin okul öncesi eğitim alanında düzenlenecek 60 saatlik seminer programını başarıyla tamamlamaları kaydıyla okul öncesi eğitim kurumlarında ders ücreti karşılığında görevlendirilebileceğini belirtmiştir. Bu yazı üzerine bazı İl Milli Eğitim Müdürlükleri kursları başlatmıştır.Diğer illerinde en yakın zamanda başlatacağını düşünüyoruz.

İşte o yazı :

T.C.
MiLLi EĞİTİM BAKANLIĞI
Okul Öncesi Eğitimi Genel Müdürlüğü

Sayı :B,08.0.OOG,0.07.02.02-020/ 2975                                                                                                                    14/10/2009
Konu: Ücretli öğretmen görevlendirilmesi

............. VALİLİĞİNE
(Milli Eğitim Müdürlüğü)


İlgi: a)16/l2/2006 tarihli ve 26378 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine ilişkin Kararı.
b) 07.07.2009 tarih ve 80 sayılı Talim ve Terbiye Kurulu Kararı


Okul Öncesi eğitim hizmetlerinin daha etkin ve verimli olarak yürütülmesi, 9. Kalkınma Planında belirlenen okullaşma hedeflerinin gerçekleştirilmesi ve öğretmen ihtiyacını karşılanması amacıyla 2009/2. atama döneminde ilinize kadrolu/sözleşmeli okul öncesi öğretmeni ataması yapılmıştır. Bu atamaya rağmen okul öncesi eğitimi öğretmeni ihtiyacını karşılanamaması halinde okul öncesi eğitim alanından mezun yüksek Öğrenimliler (lisans-ön lisans) ders ücreti karşılığı görevlendirilecektir.


Öğretmen açığının devam etmesi durumunda;

1- İlgi (b) Karara göre, Okul Öncesi Alan Öğretmenliğine kaynak teşkil eden yüksek Öğretim programlarından mezun olup halen okullarımızda görev yapmakta olan norm kadro fazlası öğretmenlerin,

2- Halen ilköğretim okullarında görevli norm kadro fazlası sınıf öğretmenlerinden, düzenlenecek 60 saatlik seminer programını başarı ile tamamlayanların,
isteğe bağlı olarak kadroları okullarında kalmak kaydıyla,
3- İlgi (b) Karara göre, Okul Öncesi Alan Öğretmenliğine kaynak teşkil eden yüksek öğretim programlarından mezun olup kadrolu ve sözleşmeli olarak atanamamış olanların,
4- İlgi (b) Karara göre, sınıf öğretmenliği alanına kaynak teşkil eden yüksek öğretim programlarından mezun olup, kadrolu veya sözleşmeli olarak atanamamış olanlardan okul öncesi eğitim alanında düzenlenecek 60 saatlik seminer programını başarıyla tamamlayanların,ders ücreti karşılığında;
2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılına mahsus olmak üzere okul öncesi eğitim kurumlarında görevlendirilebilecektir.
Bilgilerinizi ve gereğini rica ederim,

Remzi İNANLI
Bakan a.
Genel Müdür

18/10/2009

Çocuk Gelişimciler Haklarını Arıyor

http://genelce.com/wp-content/2009/09/cocuk-gelisimi-ateslenmek-bebek-ateslenen.jpg

İki yıllık meslek yüksek okullarında çocuk gelişimi bölümünden mezun olan 40 kişilik bir grup, sorunlarını anlatmak üzere Türk Eğitim-Sen Genel merkezi’ni ziyaret etti.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail KONCUK ve Genel Toplu Görüşme ve Mevzuat Sekreteri Musa AKKAŞ ile görüşen Çocuk Gelişimi mezunları, 4 yıllık Açıköğretim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği lisans programına sınavsız geçiş hakkı elde etmek istediklerini dile getirdi.

  Birçok iki yıllık meslek yüksek okulu mezununa, açıköğretimde lisans tamamlama hakkının verildiğini belirten çocuk gelişimciler, “bu hakkın çocuk gelişimcilerine verilmemesi Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır” dedi. 1999 yılında çocuk gelişimi meslek yüksek okullarına lisans tamamlama şansının verildiğini ancak 2002 yılında bu hakkın geri alındığını söyleyerek, sorunlarının çözümüne katkıda bulunulmasını talep etti.

 Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail KONCUK da, çocuk gelişimi mezunları için açıköğretimde lisans tamamlamayla ilgili gerekli yazışmaların ve müracaatların yapılacağını ifade etti.

27/9/2009

Çocuk Gelişimi Önlisanslılardan Veryansın

http://okulweb.meb.gov.tr/41/06/309543/image/Cocuk_Gelisimi01.jpg
Çocuk Gelişimi Ön Lisans Mezunlarından Veryansın

Bucak Hikmet Tolunay Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Bölümü ön lisans mezunları ve aynı bölümde hala öğrenim görmekte olan öğrenciler, kendilerine lisans tamamlama hakkının verilmesini istiyor. Açıköğretimden lisans tamamlama haklarının olmadığını söyleyen Bucak Hikmet Tolunay Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Bölümü mezunları ,gazetemize yaptıkları açıklamada, ancak dikey geçiş sınavı ile lisans tamamlama haklarının olduğunu, sınav kontenjanı ile ülke genelinde bu bölüme ancak bir iki kişi alınabildiğine dikkat çekerek, YÖK ve Açıköğretim Fakültesi’nden konuya ilişkin bir açıklama beklediklerini dile getirdiler.
Bucak Hikmet Tolunay Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi mezunları adına, bir açıklama yapan Zümrüt Yorgancıoğlu, yaklaşık 20 arkadaşının desteği ile bir basın açıklaması yaparak, çocuk gelişim bölümü ön lisans mezunlarına, lisans tamamlama hakkınını verilmesini istedi. Konuyla ilgili milletvekillerinden, yerel yönetimlerden ve akademisyenlerden destek beklediklerini vurgulayan Zümrüt Yorgancıoğlu, ‘‘bizler, çocuk gelişim önlisans programı mezunu olmamıza karşın, lisans tamamlama hakkımız yok. Yani A.Ö.F.3-4 sınıfa geçiş hakkı tanınmamakta. Bizlerin, açıköğretimden lisans tamamlama hakkımızın olmaması bir yana, dikey geçiş sınavı ile alınabiceğimiz belirtilmemekte ki bu sınavın kontenjanları bir, iki kişi gibi Türkiye genelinde oldukça küçük bir rakam. Meslek Yüksek Okulu Çocuk Gelişimi mezunlarına son çıkartılan yasalar çerçevesinde, O.Ö.E.E.K görev alınmasına karşı çıkılması, bununla beraber açılan KPSS sınavında, neredeyse bu bölümden tercih yapılabilecek alanların olmamasına rağmen, Türkiye genelinde birçok üniversiteye bağlı M.Y.O bölümlere öğrenci almaya devam etmektedir ve bu mağdurların yanına yüzlercesi eklenmektedir.

Bu ülkede, sadece okul öncesi lisans mezunları var gibi, tüm haklar dernekler ve kurumlar onlar için seferber edilmişken, kadro içinden kadrolaşma verilirken, bizleri yok saymaları ve bu kurumların bizlere haklarımızı elimizden alma çabaları, bizi güç duruma sokmaktadır. Ayrıca; birçok kendini bilmez lisans mezunlarının, çeşitli internet sitelerinde bizlere karşı yapmış olduğu ağır itham ve hakaretlere maruz kalmaktayız ki hiçbir eğitimli insana bu tür ifadeleri yakıştıramıyoruz. Onlar nasıl kendi hakları için mücadele veriyorsa, bizlerde kendi haklarımız için çaba veriyoruz. Ön lisans mezunları olarak, okul öncesi eğitim kurumlarında usta öğretici olarak bizlere verilen görevlerin en iyi şekilde yerine getirdiğimize inanıyoruz. Hemen hemen hepimiz çok güzel çalışmalara imza atmış, kendini bu meslek için yetiştirmiş insanlarımz ki halen yetiştirmeye çalışıyoruz. Bizlerin önünün açılması gerekiyor.

Bu anlamda, YÖK ve Açıköğretim Fakültesini bizlere lisans tamamlama hakkı için açıklayıcı bir bilgi vermelerini istiyoruz. Ülkemizde eğitim seviyesinin yükseltilmesinden gençlere ve özellikle kız çocuklarına okuma imkanı, çalışma imkanı verilmesinden bahsederken, her geçen gün haklarından mahrum bırakılmaya çalışan bizlerin, emeklerinin hesabını kim verecek? Üstelik, okuduğumuz süre içinde, bizlerde birçok ders gördük. Sınavlarla uğraştık. Bizlerle beraber ailelerimizde maddi manevi bir çok fedakarlık yaptılar. Bunce emek boşa mı gidiyor? Biz diplomalarımızı duvar süslesin diye almadık. Biz şu anda burada bir çoğunluk görünsekte, Türkiye genelinde oldukça kalabalık bir çoğunluğuz. Tüm illerdeki çocuk gelişimci arkadaşlarımızla diyalog halindeyiz. Hepimiz aynı amaca odaklanmış durumdayız. Hakkımızı sonuna kadar arayacağız. Bilinmesini istediğimiz bir durumda; bizlerde bu bölüme ÖSS ile girdik. Neredeyse, tüm bu bölümde okuyanlar ya da bitirenler bu sınavı geçerek, bu bölüme yerleştirildiler. Birçok kimse bizi sınavsız geçiş imkanı ile kolaylıkla kazanıp, okuduğumuzu düşünmekte. Bu yanlışında düzeltilmesi gerekiyor. Bizler, yukarıda belirttiğimiz konulardaki sıkıntılarımızın giderilmesi için, sizlerden ve değerli Burdur halkından, ailelerden, yerel yönetimlerden ve akademisenlerden, ayrıca değerli Burdur milletvekillerimizden destek istiyoruz” dedi. 

 Kaynak: Burdur Gazetesi

Haber: Hacer Zeren

26/9/2009

2009-2 okul öncesi sözleşmeli görevlendirme sonuçları

http://www.32gunhaber.com/Images/News/Large/okul_oncesi.jpg

2009-2 Okul Öncesi Branşı Sözleşmeli Öğretmen Görevlendirme Sonuçları açıklandı.

Minumum puanları içeren sonuçların daha sonra yayınlanacağı duyuruldu.

Sonuçlar için tıklayınız

26/9/2009

Okul Öncesi Öğretmenleri Mağdur Ediliyor

http://egitim.uludag.edu.tr/ilkogretim/okuloncesiogrt/resimler/okul%20oncesi-ana%20sayfa%20resmi.jpg
Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Öğretmen Adaylarını Mağdur Etmeye Devam Ediyor

Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Öğretmen Adaylarını Mağdur Etmeye Devam Ediyor

Eğitim Sen'in Açıklaması...

Bilindiği gibi sendikamızın hukuksal çabalarıyla okul öncesi eğitimde öğretmen yerine usta öğretici çalıştırılamayacağı Danıştay 2.Dairesi 16.2.2009 gün ve E: 2009/377 sayılı kararı, Danıştay 2.Dairenin 20.8.2009 gün ve E: 2009/4055 sayılı kararlarında açıkça ortaya çıkmış, Milli Eğitim Bakanlığı da bu yıl bugüne dek görülmedik oranda okul öncesi öğretmen ataması yapmıştır. Bu bağlamda Milli Eğitim Bakanlığı 18-25 Eylül 2009 tarihleri arasında başvuruların alındığı okul öncesi öğretmen alanında 10 bin sözleşmeli öğretmen daha atayacağını duyurmuştur.  Bu duyuruda atama kılavuzundaki koşulları taşıyan öğretmen adaylarının başvurularının kabul edileceği belirtilmiştir. Söz konusu kılavuza göre bu koşullardan biri de “40 yaşından gün almamış olmak” koşuludur. Milli Eğitim Bakanlığı bu koşulu sözleşmeli-kadrolu tüm öğretmen atamalarında aradığı bir koşuldur. Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen yerine usta öğretici çalıştırılması uygulamasını öğretmen sayısının yetersiz olduğu gerekçesiyle 2000-2001 öğretim yılından itibaren geçici olarak başlatmış, daha sonra öğretmen atama konusundaki sorumluluğunu yerine getirmeyerek kalıcı hale getirmiştir. Anılan Danıştay kararlarında bu husus açıkça vurgulanmaktadır. Böylece yıllar itibarıyla okul öncesi öğretmenlik alanına öğretmen ataması olması gerekenin çok altında kalmıştır. Böylece Danıştay kararlarıyla hukuksuz olduğu açıkça ortaya çıkmış bu uygulama yüzünden okul öncesi öğretmen adaylarının yılları boş yere öğretmen olma hayaliyle geçmiştir. Şimdi ise Milli Eğitim Bakanlığı okul öncesi öğretmen adaylarından bazılarının sözleşmeli öğretmenlik başvurusunu 40 yaş koşulu nedeniyle kabul etmemekte ya da geçerli başvuru saymamaktadır.
Bu bağlamda sendikamız bu durumdaki okul öncesi öğretmen adaylarının mağduriyetinin giderilmesi için hukuksal hazırlıklarını başlatmıştır ve yakın bir zamanda dava açacaktır. Bu doğrultuda söz konusu okul öncesi öğretmen adaylarının da anılan Danıştay kararlarıyla hukuksuzluğuna karar verilen düzenleme ve uygulamalarda sorumluluğu olan Milli Eğitim bakanlığı yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunma ve tazminat davası açma hakları da vardır. Ayrıca bu durumdaki okul öncesi öğretmen adayları mağduriyetlerinin giderilmesi için Milli Eğitim Bakanlığına ekteki dilekçeyi gönderebilirler.

26/9/2009

Yüksek puanlı öğretmenlere haksızlık yapıldı mı?

http://amasra.meb.gov.tr/images/fsm_okuloncesi/okul_oncesi_5.jpg

Pervin Kaplan'ın yazısı

GÜNLERDİR 14 Eylül'de atamaları yapılan öğretmenler tarafından haksızlığa uğradıklarını anlatan e-mail yağmuruna tutulmuş durumdayım. Olay şu: Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 14 Eylül'de yapılan atamanın ardından artık sözleşmeli öğretmen alınmayacağını açıklarken, birkaç gün sonra da okul öncesi öğretmenlik için 10 bin sözleşmeli öğretmen alınacağı  duyurusu yapıldı. İşte bu açıklama bir önceki atamalara başvuran ve KPSS puanına göre yerleşen öğretmenlerin isyanına yol açtı.

6 yıldır Amasya'da görevli S.B.

eşi ile meslektaş olduklarını ve eşinin Van-Gevaş'ta bir okula anaokulu öğretmeni olarak atandığını söyleyerek, yaşadıkları hayal kırıklığını şu sözlerle anlatıyor: "Gevaş'a gidip okulu gördük. 4 gün sonra bakanlık okul öncesi için sözleşmeli .

öğretmen alacağını açıkladı. Eşim 67.969 puanla benden 18 saat uzaklıktaki bir okula giderken, çalıştığım ilçedeki bütün okullar şu an atamaya açık durumda ve 55 puanla öğretmen ataması yapılacak. MEB büyük adaletsizlik yapıyor. Yüksek puan alan öğretmenleri cezalandırıyor." MEB, usta öğreticilik Danıştay tarafından iptal edildiği için sözleşmeli öğretmen almak zorunda kaldı. Yoksa okul öncesinde 32 pilot il arasında yer alan İsparta'da olduğu gibi eğitime başlamada sorun yaşanacaktı.

Ancak bu durum KPSS'den yüksek puan alan öğretmenlerin bir anlamda cezalandırıldıkları gerçeğini değiştirmiyor.

Şöyle ki; çocuğunuz ÖSS'den 380 alıyor ama YÖK "Bu yıl tıp fakültelerine öğrenci almıyoruz" dediği için başka bir bölüme başvuruyorsunuz. İki gün sonra yeni açıklama geliyor: "Tıbba öğrenci alacağız, ama kazananlar başvuramaz." İşte böyle bir durumda çocuğunuzun ve sizin yaşadığınız duyguları bugün öğretmenler yaşıyor.

Habertürk

TV'de Bugün

Güncel Haberler