eğitimci - Blogcu




Anasayfa | Rss | E-Mail

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

EĞİTİMCİ.........EĞİTİM ADINA ARADIĞINIZ HER ŞEY BURDA!!!... ..HOŞ GELDİNİZZZZ...EĞİTİMCİ!!!.....

9/10/2009

8.Sınıf Fen ve Teknoloji-Hücre Bölünmesi ve Kalıtım-Mayoz

http://site.mynet.com/biyoloji_genetik/genel_biyoloji/genel_biyoloji_logos/mayoz.gif

Eşeyli olarak üreyen canlıların kromozom sayılarının sabit kalması mitozdan farklı bir hücre bölünmesi ile olur. Bu bölünmede kromozom sayısı yarıya iner.  Bölünme sonrasında her biri n sayıda kromozom içeren gametler meydana gelir. Bu bölünme genel olarak eşem hücrelerinde görülür.

Mayoz bölünmede hücre kromozom sayısını bir defa arttırdıktan sonra iki defa bölünme geçirir. Bunlar mayoz I ve mayoz II olarak adlandırılır şimdi bunları ayrı ayrı  görelim.

Mayoz I

Mitotik bölünmede olduğu gibi profaz, metafaz, anafaz ve telofaz evrelerinden oluşmuştur ancak en büyük fark profaz evresinde görülür.

Profaz I

DNA ipliklerinin kısalıp kalınlaşmaya başlaması ile başlar.Bu evre sınırları kesin olmayan 5 evreye ayrılıp incelenir. Bu evreler;

A)LEPTOTEN: Kromozomların mikroskopla seçilebildikleri andan itibaren başlar. İki eş kromatid birbirine sarılı halde bulunur.Ayrıca kromatidler üzerinde ‘cromomere’ denilen ve koyu boyanan bölgeler fark edilir.

B)ZİGOTEN: Biri andan diğeri babadan gelen ve birbirlerine benzeyen homolog kromozomlar yan yana gelerek eşleşmeye başlarlar Bu eşleşme bir uçtan diğer uca doğru devam eder.Bu evrede her biri iki kromatid taşıyan iki kromozomun yan yana durmasıyla sanki canlı n sayıda kromozom taşıyormuş görülür.Görülen bu yapıya ‘tetrad’ denir.

C)PAKİTEN: Homolog kromozomların eşleşmesi tamamlanır ancak kromozomlar kısalmaya devam eder.Ayrıca bu evrede kromozomlar arasında genetik madde alışverişi olur buna crossing-over denir. Bu olay homolog kromozomların birbiri üzerine çakışan (kiyazma ‘chiasma’) kısmında gerçekleşir.

D)DİPLOTEN: Tetrat’takı homolog kromozomlar birbirinden ayrılmaya başlar.Ancak kiyazma bölgelerinde ayrılma olmaz ve kiyazmalar uca doğru kaymaya başlar.

E)DİAKİNEZ: Kromozomlar son halini alır çekirdekçik kaybolur çekirdek zarı parçalanır.

Metafaz I

Çekirdek zarının kaybolması, sentriollerin kutuplara çekilmesi ve iğ ipliklerinin oluşması metafazı başlatır.Bu arada kromozomların sentromerleri ekvatoral düzlem üzerinde olacak şekilde gelişi güzel dizilirler.

Anafaz I

Tetradlar iki diata ayrılırlar ve her diat sentriyolü önde olmak üzere kutuplara giderler. Kiyazmalar birbiri üzerinden kayarak ayrılırlar.bu evrede indirgenme(redüksiyon; kromozom sayısının yarıya inmesi)bölünmesi olur.Yani oğul hücrelere giden kromozom sayısı ana hücreninkinin yarısı kadardır.Ayrıca crossing-over nedeniyle kutuplar giden kromozomlar ana hücrenim kromozomlarına benzemezler.

Telofaz I

Telofazda oluşan hücrelerde ya kromozomlar spirallerini çözer ve çekirdek zarı oluşur kromozomlar interfaz evresine dönmeye başlar yada kromozom yapısı değişmeden ikinci bölünme evresine geçer.

Profaz II

Birinci bölünmenin telofazı ile ikinci bölünmenin arasında bir dinlenme devresi olmadan çekirdek zarı parçalanır. Birinci iğ iplikçiklerinin doğrultusuna dik yeni iğ iplikçikler oluşur.

Metafaz II

Her oğul hücrenin haploıd (n) kromozomu ekvatoral düzlem üzerinde dizilir. Bu evrede kromozomlar ikili görülür.

Anafaz II

Ekvatoral düzlem üzerinde dizilmiş olan diatlar sentromerlerinin uzunlamasına bölünmesiyle birbirinden ayrılırlar. Her kromatid anafaz kromozomu halinde kutuplara çekilir.

Telofaz II

Kromozomların helezonları açılır dolayısıyla görünmez olurlar.Çekirdek zarları oluşur sitoplazma bölünür. Böylece bir hücreden 4 tane haploıd hücre meydana gelir

9/10/2009

8.Sınıf Fen ve Teknoloji-Hücre Bölünmesi ve Kalıtım-Mitoz

http://www.med.gazi.edu.tr/egitim/donem1/dersler/Hucrebolunmeleriaekmekci_dosyalar/image032.jpg
Hücreler belli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra; hücre yüzeyi, hücrenin besin alınımı, artık maddelerin atımı ve gaz alış verişi gibi ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma gelir.Çünkü hücre bir küre olarak düşünülürse; hacim yarıçapın küpüyle, yüzey ise karesiyle doğru orantılı olarak büyür.

Ayrıca hücre büyüdükçe sitoplazma / çekirdek oranı büyüyeceğinden, çekirdeğin etki alanı küçülecektir.Bu durum hücre için tehlikelidir.Bu nedenlerden dolayı hücre, yüzeyini artırmak ve sitoplazma / çekirdek oranını küçültmek için bölünmeye başlar.Hücrenin hücresel, materyalini eşit olarak yavru hücrelere aktardığı bölünme tipine “Mitoz Bölünme” denir.

Mitoz bölünme; bir hücreli canlılarda üremeyi sağlarken, çok hücrelilerde zigottan itibaren büyümeyi ve gelişmeyi sağlar.Mitoz bölünme farklı hücrelerde farklı sıklıkta meydana gelmekle birlikte kas ve sinir hücrelerinde görülmez.

Bir hücrenin hayatı interfaz evresi ve bölünme evresi olarak 2’ye ayrılır ve buna “Hücre Siklusu” (Hücre döngüsü) adı verilir.İnterfaz evresinde hücre; DNA Replikasyonu için hazırlık yapar(G1 fazı), DNA’sını repike eder(S fazı) ve bölünme sırasında metabolizma durduğu için ATP depolayarak bölünmeye hazırlık yapar.(G2 fazı)

Bu bölümde mitoz bölünmeyi safha safha değilde bir hikaye gibi kesintisiz anlatmaya çalışacağız;

Hücre hazırlık evresi olan interfazdan çıkıp, mitoz bölünmeye başladığında ışığı kırma gücü artar ve akışkanlığını büyük ölçüde kaybeder.Sitoplazma jelleşir.Çekirdek içinde kromozomal proteinlerle birleşmiş olan DNA, kromatin ipliği şeklinde görülmeye başlar.Buna “Kromonema” denir.Bölünme ilerledikçe kromatin iplikleri kendi üzerine kıvrılarak kısalıp kalınlaşmaya devam eder.İnce uzun yapılı iken nukleus içine gelişi güzel dağılan kromozomal iplikler, kısalıp kalınlaştıkça nukleusun çevresine doğru çekilirler ve nukleus zarı parçalanır.Bu evrede kromozomların( kısalıp kalınlaşan kromonema’ya artık kromozom diyebiliriz) birbirine eşit iki kromatidten oluştuğunu ve bir sentromerle bir arada tutulduğunu görmek mümkündür.(Bu kromatidler, DNA’nın replikasyonundan sonra oluşmuşlardır.) Nukleus zarının parçalanmasıyla hücrenin merkezi daha akışkan bir hâl alır ve kromozomlar merkeze doğru hareket ederek merkezde bir dizi oluştururlar.Ekvatoral tablada dizilen kromozomlar sentromerlerinde ki kinetokorları ile iğ ipliklerine bağlanırlar.Daha sonra bütün kromozomların kardeş kromatidleri aynı anda birbirlerinden ayrılarak karşı kutuplara çekilmeye başlarlar.Bu devreye kadar kısalıp kalınlaşmaya devam eden kromozomlar; sentromerleri önde, kolları arkada olacak şekilde kutuplara çekilirler.Kutuplara erişen kromozomlar spirallerini(katlanmalarını) çözerek kromonema iplikleri haline gelirler.Daha sonra bunların etrafında nukleus zarı şekillenmeye başlar.Bu arada sitoplazma da 2’ye bölünmeye başlamıştır.Sitoplazmanın da bölünmesinin tamamlanmasıyla yavru hücreler oluşur.Bu yavru hücreler birbirinin ve kendisini oluşturan anaç hücrelerin birer kopyasıdır.Yeni oluşan bu hücreler artık birer yeni anaç hücrelerdir ve bölünme gerçekleştirebilmek için interfaz evresindedirler.

Bölünme olayını bir hikaye gibi öğrenmenin ardından şimdi ise bölünme safhalarının hangi olayla başlayıp hangi olayla bittiğine değinelim;

Profaz: Kromonemanın görülmesi ile başlar.Kromozomların nukleus çevresine çekilip, nukleus zarının kaybolması ile sona erer.

Metafaz: Nukleus zarının kaybolması ile başlar.Kromozomların ekvatoral tablada dizilip, kardeş kromatidlerin sentromerlerinden ayrılması ile sona erer.

Anafaz: Kardeş kromatidlerin birbirinden ayrılması ile başlar.Kromozomların kutuplarda kümeleşmesi ile sona erer.

Telofaz: Kromozomların kutuplara erişmesi ile başlar.Kromozom kümelerinin etrafında nukleus zarının oluşmasıyla sona erer.

Sitokinez: Telofazda nukleus zarının oluşmaya başlaması ile birlikte başlar.Yavru hücrelerin oluşumuyla sona erer.

9/10/2009

8.Sınıf Fen ve Teknoloji-Hücre Bölünmesi ve Kalıtım Ünite Ders Notu

Bir hücreden yeni hücrelerin oluşmasına hücre bölünmesi denir. Hücre bölünmesi bütün canlılarda görülen bir olaydır.
 Hücre bölünmesi hücre çekirdeğinde başlar ve birbirini takip eden evrelerden (safhalardan) oluşur. Yoğurdun mayalanması, bitkilerin büyümesi, tohumun çimlenmesi, yaraların iyileşmesi, büyüme ve gelişme olayları hücre bölünmesi sayesinde gerçekleşir.
 Hücre bölünmesi; mitoz bölünme ve mayoz bölünme olarak iki çeşittir.
 
 a) Hücre Bölünmesinin Nedeni :
 Hücrelerde yaşamsal faaliyetlerin sürdürülebilmesi için yapım (özümleme) ve yıkım (yadımlama) olaylarının yani metabolik faaliyetlerin gerçekleşmesi gerekir. Hücrelerin yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmesi için enerji gerekir ve bu enerjide besinlerden oksijen gazı sayesinde elde edilir. (Besin ve oksijen gereklidir). Hücredeki yaşamsal faaliyetler sonucu da zararlı ve atık maddeler (su, CO2, NH3, madensel tuzlar gibi) oluşur. Hücre içine besin ve oksijenin alınmasını ve yaşamsal faaliyetler sonucu oluşan zararlı ve atık maddelerin hücre dışına atılması hücre zarı sayesinde gerçekleşir.
 Hücreler yaşamsal faaliyetlerini sürdürürken sürekli büyür. Hücrenin büyümesi demek hücre zarının, sitoplâzmanın ve çekirdeğin büyümesi demektir. Fakat sitoplâzmanın (hacimce) büyümesi hücre zarının (yüzeyce) büyümesinden daha fazla olur. Bir süre sonra hücre zarından madde giriş – çıkışı zorlaşır ve çekirdeğin yöneteceği alan sınırlı olduğu için çekirdek hücreyi yönetemez. (Yönetmekte güçlük çeker). Bu anda çekirdek bölünme emrini verir ve bölünme emri verildikten sonra hücre bölünmesi engellenemez.
 Bütün canlılarda hücre bölünmesi çekirdekte yer alan DNA molekülünün emri ile gerçekleşir. Hücrenin bölünebilmesi için belli bir büyüklüğe (bölünebilme büyüklüğüne) ulaşması gerekir.
 
 b) Hücre Bölünmesinin Amacı :
 Hücre bölünmesinin amacı canlılarda üremeyi ve büyümeyi sağlamaktır.
 Canlılar hücre sayısına göre tek hücreli ve çok hücreli canlılar olarak iki grupta incelenir.
 Tek hücreli canlılarda hücre bölünmesinin amacı (hücre sayısını arttırarak) çoğalmayı (üremeyi) sağlamaktır.
 Çok hücreli canlılarda hücre bölünmesinin amacı (hücre sayısını arttırarak) doku, organ ve sistemlerin büyüyüp gelişmesini, yıpranan dokuların onarılmasını, ölen hücrelerin yerine yenilerinin yapılmasını sağlamaktır. Bazı çok hücreli canlılarda sperm ve yumurta hücrelerinin oluşturulması hücre bölünmesi sayesinde sağlanır.
 
 NOT : 1- Hücre bölünmesinin nedeni çekirdek/sitoplâzma oranının veya hacim/yüzey oranının
 bozulmasıdır. Hacim (sitoplâzma hacmi) r3 ile, yüzey (hücre zarı) r2 ile orantılı olarak büyür.
 2- Hücrede bölünme emri, çekirdekte yer alan DNA molekülü tarafından verilir. DNA’nın emri dışında, kontrolsüz şekilde hücreler bölünürse kanserli dokular oluşur.
 3- Hücre, yüzeyi arttırmak, hacmi azaltmak için bölünür.
 4- Hücre bölünebilme büyüklüğüne ulaştığında çekirdek bölünme emrini vermezse hücre parçalanır.
 5- Çok hücreli canlılarda hücre bölünmesi bazı hücrelerde hızlı, bazı hücrelerde yavaş gerçekleşirken bazı hücrelerde belli bir dönemden (yaştan) sonra hiç bölünmezler. İnsanlarda kan, deri, bağırsak hücreleri hızlı, kas hücreleri yavaş bölünürken sinir ve retina hücreleri de belli bir yaştan sonra hiç bölünmezler.

9/10/2009

KIZ KALESİ-8.Sınıf Türkçe Konu Anlatımı

Kızkulesi Adası, Kubadabad Saltanat Kentinin haremliğiymiş. Ada da çevresi sularla çevrili bir kale ile, birbirinden güzel köşklerin ortasında yüksek bir kule varmış.

İşte bu kölede cariyeleri ile birlikte Selçuklu Sultanının güzeller güzeli biricik kızı yaşarmış .

Sultan, düşünde (başka bir rivayete göre falında) sevgili kızının yılan sokması sonucu öleceğini görmüş. Yaptırdığı ve Kaleye ve içinde kuleye kızını bunun için kapatmış. Öyle ki, kuleye yılan girmesinde diye beton borularla Anasmaslar’dan Adaya su ve süt akıtılmış. (Anılan iki sıra beton boruların kalıntıları günümüze kadar gelmiştir.)

Böylece yıllar yılları kovalamış ve günlerden bir gün güzel Sultan ateşlere düşüp hastalanmış. Ülkenin en ünlü hekimleri zor bulmuşlar devasını. Sevgili Sultan yeniden sağlığına, mutluluğuna kavuşmuş. İyileşmesini kutlamak için armağanlar yağmaya başlamış kuleye. Yaşlı bir köylü kadında bir sepet üzüm getirmiş. Meğer üzümlerin içinde bir küçük yılan varmış.

Yılan o gece uykuya dalan güzel Sultanı sokup öldürmüş.

8/10/2009

KİTAP VE İNSAN-8.Sınıf Türkçe Konu Anlatımı

İnsanlar bazen can sıkıntısından, bazen bir şeylerle uğraşma hissinden, bazen de bilgi edinebilecekleri düşüncesinden kitap okuma ihtiyaçlarına cevap verirler. Bazıları vardır, kitaplar onların üzerine üzerine gelen, onları ezecekmiş gibi davranan bir yaratığa benzer gözlerinde. O derece korkarlar kitaptan. İnsanlığın dününü bugününü anlatan, savaşları, efsaneleri, aşkları, ayrılıkları, suçluyu, polisi denilebilir ki hayatı, bazen bir insanın hayatını, bazen de bir milletin tarihini, hayatını, anlatır kitaplar. Her zaman insanla beraber, her zaman insanın yanındadırlar. Kütüphaneler dolusudurlar ve asla hepsini okumaya bir insanın ömrü yetmez. Okumak istersiniz hepsini, içerlerinde sakladıkları elmasların, yakutların, zümrütlerin sahibi olmak istersiniz. Ama hepsinin sahibi olamazsınız bir gün gelir veda edersiniz onlara. Bu nedenle seçerek okumak istersiniz.

Ömrünüz boyunca her şey geçici olabilir. Dostlarınız, arkadaşlarınız, sevgiliniz, evde beslediğiniz kediniz, kuşunuz, en sadık hayvan denilen köpeğiniz hepsi terk edebilir. Bir zaman gelir sizi tek başınıza bırakabilir. Aslında siz yalnız, tek başına değilsinizdir. Yanınızda hep o sadık, vefakar dostunuz bulunmaktadır. Otobüste giderken, bir sağa bir sola tren yolculuklarında, uzun uçak yolculuklarında veya dalgalı bir denizin ortasındaki vapurda sizin yol arkadaşınızdır onlar. Asla sizden ayrılmazlar. Bir roman, bir hikaye veya bir deneme eğer isterseniz her zaman sizinledir. Siz böyle bir can dostuna saygı duymayıp da ne yaparsınız. Kitabı özenle seçip, önünü arkasını şöyle bir çevirip, sayfalarını teker teker karıştırıp, kokusunu ta ciğerlerinizin içine çekmek istemez misiniz?

Dünyada kitap okuma oranı o kadar düşük ki, insanlar sanki kütüphaneler dolusu kitabın niye yazıldığını göremiyorlar. Kitaplar onlara beni oku diye bağırırken, nasıl olur da bu çığlıkları duyamazlar. Bazen duyanlar da çıkmıyor değil. Kitap okuma hevesi olan insanlar onlara özensiz, alelade bir şeymiş gibi davranmaktan ne zaman usanırlar? Onlara saygı gösterip düzenli olarak okumalı, belki belli bir sayfa miktarınca düzenli olarak okumalı, belki günlük veya en azından haftalık. Hatta daha fazla özen gösterenler vardır. Gece el etek çekilince, ortalık sessizleşince kendi odasına çekilip kitabıyla baş başa kalarak onun içindeki mücevherlerin sahibi olmayı seçerler.

Kitap okumak dünyanın en faydalı işlerinden birisidir. İstediğiniz zaman istediğiniz yerde okuyabilirsiniz. Her zaman size kapıları açıktır, asla geri çevrilmezsiniz. Siz de onları yalnız bırakmayın kitap okuyun!..

8/10/2009

Geometri-KURALLI ŞEKİLLERDEN KURALLI SAYILARA-ÖRÜNTÜ VE SÜSLEMELER-8.SINIF MATEMATİK

Öteleme

Bir nesnenin bir yerden başka bir yere belirli bir doğrultu ve yönde (sağ, sol, yukarı, aşağı) yaptığı kayma hareketi ötelemedir. Öteleme hareketi sonunda nesnenin geldiği yer, görüntüsüdür.
Ötelemede şeklin duruşu, biçimi ve boyutları aynı kalır.
Örneğin şeklimiz 3 birim yukarı, 4 birim sağa kaydırılacak ama yönü değişmeyecek sadece yer değiştirmiş olacak.

Süsleme

Bir düzlemin boşluk kalmadan ve şekiller üst üste gelmeden örüntü oluşturacak şekilde döşenmesidir.
Süsleme yapılırken düzgün olan ya da düzgün olmayan çokgenler kullanılabilir. Çokgenler arasında boşluk kalmamalıdır. Üçgenle, kareyle, dikdörtgenle, düzgün altıgenle, düzgün sekizgenle süsleme yapılabilir. Ama beşgenle yapılamaz çünkü arada boşluklar kalır. Şekiller öteleme hareketi ile döşenirse ötelemeli süsleme yapılmış olunur.
Örneğin okuldaki fayansların dizilişi, halı desenleri.
Süsleme yapılabilmesi için, her bir köşede oluşan açıların ölçülerinin toplamı 360 derece olmalıdır.

Süslemenin Kodu: Bir süslemede, her köşedeki düzgün çokgensel bölgelerin kenar sayıları süslemenin kodunu verir. Burada verilen süslemeli şeklin ortadaki köşelerinden birini belirleriz ve bu köşe etrafında oluşan şekillerin kenar sayısı ve kaç tane olduğuna göre kod yazarız.
Karelerden oluşan bir süslemede kod 4,4,4,4 (burada köşe etrafında 4 kenarlı 4 tane kare var)
Eşkenar üçgenlerden oluşan bir süslemede kod
3,3,3,3,3,3 (burada köşe etrafında 3 kenarlı 6 tane üçgen var)
Düzgün altıgenlerden oluşan bir süslemede kod
6,6,6 (burada köşe etrafında 6 kenarlı 3 tane altıgen var)

Örüntü: Farklı şekillerin biraraya gelerek oluşturdukları yeni şekildir.

8/10/2009

BİR KAHRAMAN DOĞUYOR-İNKILAP TARİHİ DERSİ 8.SINIF

BATIYA AÇILAN KENT SELANİK

Kazanım:Atatürk’ün çocukluk dönemini ve bu dönemde içinde bulunduğu toplumun sosyal ve kültürel yapısını analiz eder.

Selanik Osmanlı Devleti nin Rumeli’deki ve önemli bir ticaret merkezi olan kentiydi.Avrupa’ya ve İstanbul’a demir yolu ile bağlı olan nadir bir Osmanlı kenti idi.Bu demir yoluda şehre ayrı bir canlılık, zenginlik ve bilgi alış verişi sağlamıştır.

Selanik ayrıca bir çok dinden ve milletten insanları barındırıyordu.Türklerin çoğunluğu oluşturmakla beraber şehirde Rum, Bulgar, Sırp, Ermenililer yaşıyordu.Bu durumda şehirde çok zengin bir kültürel hayata denen oluyordu.

Fransız ihtilaline kadar barış içinde bir kent iken Fransız İhtiallinin çıkardığı Milliyetçilik akımları sonucu balkanlar karışmış Balkan ulusları bağımsız olmaya çalışmıştır.Bu durumdan Selanik’te etkilenmiş ve kentte kargaşa ortamı hüküm sürmeye başlamıştır.

Fransız ihtilalı sonucu Osmanlı devleti parçalanmaya başlanmış Osmanlı Devleti de bu duruma çözüm oramış ve bazı fikir akımları ortaya çıkarmıştır.Bunlar bütün Osmanlı Devletindeki insanları kapsamak olan Osmanlıcılık fikri bu fikre göre ırk ve din ayrımı gözetilmeksisiz herkez Osmanlı vatandaşı fakat balkan savaşlarında balkan devletlerin bağımsız olmak istemesi ve diğer ulusların Osmanlı Devletinde ayrılmak istemesi nedeni ile bu fikir başarısız olmuştur.Daha sonra İslamcılık fikri ortaya atılmıştır bu fikre göre sadece Müslüman halkı devletin çatısı altında tutmaktı.Buda 1. dünya savaşında Müslüman Arapların Osmanlıya saldırması ile başarısız oldu.En sonunda Türkçülük akımı ortaya çıkmış ve başarılıda olmuştur.Kurtuluş savaşı bu başarıya önek gösterebilir

 

MUSTAFA KEMAL’DE ÇOCUKTU

Mustafa Kemal Atatürk kültürlü bir ailenin çocuğu olarak 1881 yılında Selanik kentinde doğdu.

Peki Selanik Kentinde doğmanın ne gibi ajantajları vardı.

1.Öncelikle diğer Osmanlı kentlerine göre oldukça zengin bir kentti.Maddi durumu iyidi

2.Bir çok milletten ve dinden insanlar yaşadığı için Kültür zenginliği vardı.Atatürk böğlece her çeşit milleti tanımış ve bilgi sahibi olmuştur.

3.Ticaret yolu ve demir yolu üzerinde olmasından dolayı hızlı bilgi alış verişinin olduğı İstanbul’dan ve Avrupa’da olan olaylardan anında haberlerin ulaştığı bir kent olması

4.Özgürce düşüncelerin ifade edildiği eğitim imkanların üst düzeyde olduğu çağdaş eğitim sitemin olduğu nadir Osmanlı kentlerinde olmasıda Mustafa Kemal’in yetişmesine önemli katkı sağlamıştır

MUSTAFA KEMAL OKULDA

Kazanım:Atatürk’ün öğrenim hayatı ile ilgili olay ve olguları kavrar.

 

Mustafa kemal öncelikler annesinin ısrarı nedeni ile din ağırlık eğitim verildiği Mahalle Mektebine gider

Daha sonra babası bu okuldan alıp Mustafa Kemal’i çağdaş ve iyi bir eğitim verildiği Şemsi efendi Mektebine(ilkokul) verir.Bu okuldan günün şatlarına göre kaliteli eğitim alır.

Mustafa Kemal bu okulda iken babası ölür.Bu yüzden öğren hayatı yarım kalır.Annesi ile birlikte köyde dayısının yanına gider.Bir süre köyde çalışır.

Mustafa Kemal2in ısrarı ile annesi Atatürk’ü Selanik’te teyzesinin yanına gönderir.Öğrenin hayatına kaldığı yerden devam eder.

Girdiği askeri okul sınavını kazanarak Selanik Askeri rüştüye (orta okul) başlar.Artık Mustafa Kemal Askerliğe ilk adımını atmış olur.Selanik askeri rüştiyesinde üstün başarısından dolayı Matematik öğretmeni Atatürk’ Kemal ismini veriri böylece ismi Mustafa Kemal olur.

Mustafa Kemal Daha sonra Manastır askeri İdadisini(Lise) kazanır.Mustafa kemal burada edebiyat ve tarihe ilgi duyar.Tarih dersine ilgi duyması Mustafa Kemal’de milli bilinç duygularını güçlendirmiş, vatan sevgisi ile dolmasına neden olmuştur

Mustafa Kemal Manastır askeri idadisini başarı ile bitirerek Harp Okulun kazanır.Daha sonra harp akademisine gider ve buradan kurmay yüzbaşı olarak mezun olur

 

CEPHEDEN CEPHEYE MUSTAFA KEMAL

Kazanım:

1.Atatürk’ün askerlik hayatı ile ilgili olay ve olguları kavrar

2.Örnek olaylardan yola çıkarak Atatürk’ün çeşitli cephelerdeki başarıyla askeri yeteneklerini geliştirir.

 

Atatürk’ün ilk görevi Şam oldu.Daha sonra Selanik te görev yapmaya başladı.

 

31 Mart Olayı

İstanbul’da meşrutiyet karşıtı insanlar toplanıp ayaklanma çıkarmışlardı.Amaçları ise Meşrutiyet yani padişah ve meclisin aynı anda yönetime katılması değil de sadece padişahın devleti yönetmesini istiyorlardı.Bu amaç için İstanbulda meşrutiyeti yıkmak yerine padişahlık sistemini geri getirmek için ayaklanma çıkardırlar.Bu ayaklanmayı bastırmak için Mustafa Kemal’inde komutanı olduğu adına hareket ordu denilen ordu kuruldu ve istanbul’da ayaklanmayı bastırdı.31 mart olayı denilmesi hicri takvime göre 31 Mart’a denk gelmesidir

 

Mustafa Kemal Trablusgarp’a

İtalya geç sanayileştiği için sömürge arayışı içine girmişti.sömürge için en uyun yer kendisine yakın ve güçsüz bir devlet himayesinde olan Trablusgarp oldu.Osmanlı denizden ve karadan Trablusgarp ile bağlantısı olmadığı için buraya ordu sevk etmek imkansızdı.Trablusgarp savunmak için Mustafa Kemal ve arkadaşları kılık değiştirip tarblusgarpta yerli halkı organize edip İtalya’ya karşı savaşmışlar ve başarılıda olmuşlardı.Fakat İtalya adalara ve Çanakkale’ye saldırması sonucunda zor durumda kalan Osmanlı devleti Tarblusgarp’ı İtalya’ya Uşi Anlaşması ile vermek zorunda kaldık

 

Çanakkale Savaşı

İtilaf devletleri 1.dünya savaşında hem Osmanlı devletini ele geçirmek hem de Rusya’ya yardım etmek için Çanakkale boğazına saldırırlar.Boğazdan geçemeyecekleri anlayınca karadan geçmek için Gelibolu’ya çıkartmışlar ve Mustafa kemalin başarıları sonucu geri çekilmişlerdi.Atatürk buradaki başarıları sonucu bir çok madalya ve Albay rütbesi almıştır

 

Kurtuluş Savaşı

1.dünya Savaşını Osmanlı devletinin kaybetmesi sonucu İtilaf devletleri Anadolu’yu işgal etmeye başlamışlardı.Mustafa Kemal2in önerliğinde Türk milleti düşmanı yurttan atmışlardır.

Tüm başarılar gösteriyor ki Mustafa Kemal katıldığı bütün savaşları kazanmıştır.Trablusgarp gibi yabancı bir milletin bulunduğu yerde insanları organize etmiş ve dünyanın en güçlü devletlerinden olan İtalya’ya karşı Osmanlı Devletinin hiçbir desteği olmadan başarılı olmuştur.Çanakkale savaşında ileri görüşlülüğü ile düşmanın nasıl hareket edeceğini daha önceden kestirmiş ona göre önlem almıştır.Atatürk savaşçı, cesur iyi bir lider zeki olmasının yanında iyi bir vatanseverdir.

DÖRT ŞEHİR VE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Kazanım:Atatürk’ün fikir hayatının oluşumuna ve gelişimine etki eden Selanik, Manastır, Sofya ve İstanbul şehirlerindeki ortamın rolünü fark eder.

SELANİK

Selanik Osmanlı devleti’nin balkanlardaki en gelişmiş şehiridi.Avrupa ile Anadolu arasında demiryolu ağına sahipti.bu yüzden ticarete hayatı oldukça canlı idi.Çeşitli din ve millete sahip insanlar bir kültür zenginliği ile hep beraber yaşıyorlardı.Avrupa da basılan kitapları nında okuma fırsatları vardı.Yani Avrupa’nın her türlü imkanlarından yararlanılıyordu.Bu da atatürk2ün fikir hayatının gelişmesine çeşitli kültürdeki insanları tanımasına ve özgür bir ortamda özgürce düşünerek yetişmesine neden olmuştur.Atatürk Selanike göreve geldiğinde İttihak ve terakki cemiyetine katılmıştı.Bu cemiyetin amacı Meşrutiyeti tekrar ilan ettirmekti.başarılı olunmuş fakat Atatürk halka daha fazla özgürlüğün tanınmasından yanadı bu uğurda çalışmalarını yağunlaştırdı fakat görüşleri İttahat ve Terekki cemiyetinin ileri gelenleri ile görüşleri uyuşmaya başlamıştı.Bunu yanında Atatürk Ordunun siyasete karışmasını istemediğin bütün bu sebeplerden dolayı bu teşkilattan ayrılmış ve daha bir fazla askerlik mesleğine sarılmıştır.

 

MANASTIR

Manastır şehri çeşitli milletlerdeki insanların çekişmesi içinde bulunmaktaydı.bir kargaşa ortamı hakim sürmekteydi.Atatürk bu şehirde okul hayatı boyunca tarih konularına merak salmış ve Milli duyguları gelişmişti.Mehmet emin Yurdakul Namık Kemal ve Tarih öğretmeni Mustafa Kemal!i milli duygular bakımından son derece etkilemiş ve vatansever olmuştur.Bilhassa bu dönemde savaşta kazanmamıza rağmen sanki malup olmuş gibi anlaşma imzalamamız Atatürk2ü çok etkilemiştir

 

İSTANBUL

Mustafa Kemal İstanbul’da yani Osmanlı evlet2inin başkentinde siyasi partileri İstabulu memleketin içinde bulunduğu ortamı daha bir iyi kavramıştı.Siyasilerle bilgi alış verişinde bulunmuş gizli dergiler gazeteler çıkarmış Osmanlı devletini yakından tanımaya başlamıştır.

 

SOFYA

Sofya ataşesi olarak Mustafa Kemal sofyada görev yapmaya başladı.Sofya da o zamanlar sosyal hayatı çok canlı idi.Burada Avrupa’nın üst düzey siyasetçileri yetkilileri ile yakından yüz yüze görüşme imkanı buldu.Avrupa siyasi temsilcileri ile yemekli balolarda istişare etmiştir.Bulgaristan’da yaşayan Türkler hakkında yakından bilgi almış ve onların haklarını savunmuştur

MUSTAFA KEMAL LİDERLİK YOLUNDA

Mustafa kemal her katıldığı teşkilatta ve toplantılarda hep lider olmuştur.Şam daki ilk görev yerinde teşkilatlı bir Vatan ve Hürriyet cemiyeti kurmuştur.Her gittiği görev yaptığı yerlerde vatanın kurtulması için ya gizli teşkilatlar kurmuş gazeteler çıkarmış toplantılar yapmıştır.Çanakkale, 31 mart olayı Trablusgar savaşı, Kafkas cephesi, Sofya ateşeliği yapmıştır.

31/5/2009

DEPREM NEDİR ? NASIL MEYDANA GELİR


Deprem, yer içinde fay olarak adlandırılan kırıklar üzerinde biriken biçim değiştirme enerjisinin aniden boşalması sonucunda meydana gelen yer değiştirme hareketinin neden olduğu karmaşık, elastik dalga hareketleridir. Bu yer değiştirme, depremin büyüklüğü ile doğru orantılı olup özellikle sığ depremlerde belli bir büyüklükten sonra faylanma ile ilgili kırıklar yeryüzünde de görülmektedir. (Faylanma teorilerinin anlatımı daha sonra burada anlatılacaktır.)

Depremlerin önemli bir bölümü yeryüzünden yaklaşık 12 km derinliklere kadar uzanan elastik kısımda üst kabuk içinde meydana gelmektedir. Bu derinlikten daha derinlerde sıcaklık 400°C 'nin üzerinde olduğu için yer değiştirme hareketi depremsiz, krip denilen yavaş plastik şekil değiştirme enerjisi şeklinde yutulur. Buna karşılık elastik üst kısımda ise her yıl birkaç cm'lik yer değiştirme yüzyıllarca birikerek birkaç metre birden büyük bir kırılma oluşmaktadır. Depremlerin, bu elastik alan sınırında meydana geldiği sanılmaktadır.

DEPREM DALGALARI

Depremi oluşturan faylanma ile birlikte odaktan çeşitli türde sismik dalgalar yayılır. Bunlar boyuna dalgalar (P dalgası), enine dalgalar (S dalgası), Yüzey dalgaları(Love ve Rayleigh dalgaları) dır. S dalgası olarak adlandırılan enine dalgalar, yayılma doğrultusuna dik yönde parçacık hareketine yol açarlar ve yapılarda meydana gelen hasarın sebebi S dalgalarıdır. Depremler "sismograf "adı verilen aletler tarafından kaydedilirler. Sismograflar yer hareketini 1 milyon defa büyütebilirler. Sismografa önce P dalgaları, sonra S dalgaları, en son olarak ta yüzey dalgaları ulaşır.

DEPREMİN BÜYÜKLÜĞÜ (Magnitude) (M)

Sismograflarda izlenen deprem kayıtlarının genliklerinden hesaplanan "büyüklük" adı verilen bir ölçek geliştirilmiştir (C.Richter , 1935). Bu ölçeğin yararı, bu ölçeğin yararı depremin ölçüsünü gözlemlerimizden ve hasar durumundan bağımsız olarak saptayabilmesidir. Richter Ölçeği, logaritmik bir ölçektir. Richter Ölçeğinin büyüklüğü "M" olarak tariflenir.

DEPREM ŞİDDETİ (intensity) (I)

Çok çeşitli deprem şiddet ölçekleri vardır. Bunlar,

Rossi-Forel (RF), Mecalli-Sieberg (MS), Omori-Cancani (OC), Mercalli-Cancani (MC),Japon (JM), Medvedev-Sponheur-Karnik (MSK) ve en çok kullanılan Değiştirilmiş Mercalli (Modified Mercalli ) (MM) kullanılmaktadır. MM ölçeği 12 şiddet grubuna ayrılmıştır.

Şiddet 1 : İnsanlar tarafından hissedilmez. Ancak duyarlı sismograflar tarafından kaydedilir.

Şiddet 2 : Sadece oturan,yatan ve özellikle binaların üst katlarında bulunan insanlar tarafından hissedilir.

Şiddet 3: Yapıların içinde (özellikle üst katlarda) bulunan kişiler tarafından hissedilir. Asılı cisimler hafif sallanır, birçok kişi deprem olduğunu anlayamaz.

Şiddet 4 : Gündüzleri yapıların içinde bulunan birçok kişi tarafından duyulur. Büyük bir kamyon geçiyormuş gibi algılanabilir. Asılı cisimler,tabaklar,kapılar sallanır. Duran araçlar sarsılır.

Şiddet 5 : Hemen herkes tarafından duyulur. Uykudan uyandırır. Yönü izlenebilir. Mutfak eşyaları ve pencereler kırılabilir. Sıvalar çatlayabilir ve düşebilir. Kararlı olmayan eşyalar devrilebilir. Kötü yapılmış bacalar ve bahçe duvarları yıkılabilir.

Şiddet 6 : Herkes tarafından duyulur ve birçok kişi korkarak dışarı kaçar. Yürümek zorlaşır, pencere camları,tabaklar,cam eşyalar, avizeler kırılabilir. Ağır eşyaların bir bölümü yerinden oynar. Kitaplar raflardan düşer. Sıvalar ve D türü yapılarda çatlaklar oluşur, bacaların düştüğü görülür. Ağaçlar ve çalılar hışırdar.

Şiddet 7 : Ayakta durmak zorlaşır. Herkes dışarı kaçar. Panik havası olur. Asılı cisimler düşer, eşyalar hasar görür. D türü yapılarda önemli çatlaklar ve hasarlar oluşur. Zayıf tutturulmuş bacalar yıkılır. Sıva, zayıf tutturulmuş tuğla, taş,fayans,korniş,parapet, yapı dekorasyon malzemeleri düşer. C türü yapılarda çatlaklar oluşur. Havuzlarda dalgalanma, su birikintilerinde çamurlanma, kum ve çamur birikintilerinde küçük kaymalar oluşur. Beton kanallar hasar görür.

Şiddet 8 : Araba sürmek çok zorlaşır. D türü yapılar yıkılır. C türü yapılarda ağır hasar ve kısmen yıkılma, B türü yapılarda az hasar, A türü yapılarda hasar olmaz. Zayıf duvarlar yıkılır. Heykeller, kuleler, bacalar, yığılmış malzemeler, yüksekte duran su depoları yıkılır. Temeli zayıf binalar yıkılır. Ağaç dalları kırılır, ağır eşyalar ters döner. Su kaynaklarının debisi ve sıcaklığı değişir. Arazide kum fışkırmaları (sıvılaşma), çatlaklar ve faylar (kırıklar) oluşur. Kayalar düşer, heyelanlar olabilir.

Şiddet 9 : Genel bir panik olur. D ve C türü yapıların tümü yıkılır. B türü yapılar büyük hasara uğrar. Birçok yapının temeli yerinden oynar. Yeryüzünde büyük yanık ve çatlaklar oluşur. Yeraltındaki borular kopar, kumlu zeminlerde sıvılaşma olur.

Şiddet 10 : D,C ve B türü yapıların tümü yıkılır. A türü yapılarda ağır hasar oluşur. Barajlar ve bentler ağır hasara uğrar. Yeryüzünde büyük çatlaklar ortaya çıkar. Demiryolları bükülür. Irmak kıyılarında ve dik yamaçlarda heyelan ve toprak kayması olur. Kum ve çamur akmaları (sıvılaşma) görülür.

Şiddet 11 : Çok az yapı ayakta kalabilir. Köprüler yıkılır. Yeryüzünde çok büyük çatlaklar ve yarıklar oluşur. Yer altı boruları ve alt yapı tamamen yıkılır. Demiryolları kopar, toprak kaymaları ve yığılmaları oluşur.

Şiddet 12 : Yeryüzündeki bütün yapılar yerle bir olur. Deprem bölgesinde yeryüzü biçimi değişir. Cisimler havaya fırlar, yer yüzeyinde deprem dalgalarının ilerleyişi görülür. Ufuk ve yataylık kavramı kaybolur. Kıyamet bu olsa gerek.

Dünyada kaydedilen en şiddetli deprem Sili yakınlarında 9.6 Richter ölçeğindedir.

20/5/2009

Hava Olayları ve Yeryüzü Şekilleri

http://aklakara.files.wordpress.com/2007/07/blog2.jpg
* Sıcaklık farkı, yağışlar ve rüzgârlar yeryüzü şekillerinin oluşumunda etkili olaylardır.
* Rüzgârlar: Rüzgârlar bir yandan kil, kum ve toz gibi parçacıkları havada taşırken bir yandan da daha büyük kaya parçalarının birkaç santimetre hareket ettirerek yeryüzü şekillerini değiştirmektedir. Çöllerde ve deniz kıyılarında rüzgâr tarafından taşınan kum; kayaların ve çalılıkların etrafında birikip gelişmeye devam ederek zamanla kumulları oluşturmaktadır.
* Sıcaklık: Gündüzleri sıcaklığın etkisiyle genleşen kayalar, geceleri havanın soğumasıyla büzülür. Bu durumun sürekli
tekrarlanması ile kayalarda parçalanmalar ve çatlamalar meydana gelir. Yarı nemli bölgelerde bu çatlaklara dolan yağmur suları donarak parçalanmayı hızlandırır. Rüzgârla gelen parçacıklar geniş kayalara çarpınca zımpara etkisi yaparak kayaların yüzeyini bazen törpüleyip parlatırken bazen de parçalanmasına sebep olur. Rüzgârlar, sürati azaldığında taşıdığı parçacıkları ve kumu bir yerlerde bırakır.

İklim ve Hava Olayları

İklim: geniş bölgelerde uzun zaman diliminde gerçekleşen hava olaylarının ortalamasıdır. Dünya'da Birbirinden farklı bir çok iklim bulunmaktadır. Dünya‘nın oluşumundan bu yana iklimler aynı kalmamış zamanla değişimlere uğramıştır. Milyonlarca yıl önce belki de birçok bölge levha hareketleri nedeniyle farklı yerlerdeydi ve farklı iklim özelliklerine sahipti. Günümüzde de Dünya'daki ortalama sıcaklık giderek artmaktadır. Küresel ısınma olarak adlandırılan bu değişimin sera gazı miktarının artışından kaynaklandığını düşünen bilim insanları, sıcaklık artışının devam etmesi halinde, bu durumun kalıcı iklim değişikliklerine neden olacağını söylemektedirler
 

İklim ve Hava Olayları Arasındaki Fark

İklim

Hava Olayları

Geniş bölgelerde ve çok uzun zaman içinde aynı

kalan ortalama hava şartlarıdır. Örneğin, Ankara'da

yazlar genel olarak açık, az bulutlu, sıcak ve hafif

rüzgarlı geçer. Buna göre Ankara'nın yaz mevsimi için

iklim özelliği "Ankara yazın sıcak ve kuraktır" şeklinde

tanımlanır.

 

Belirli bir yerde ve kısa bir süre içinde(günlük, haftahk vs.) etkili olan hava şartlarıdır. Örneğin, Ankara'da bir yaz gününde sabah hava açık ve sakin iken öğle saatlerinde hava birden bulutlanabilir ve öğleden sonra bir yağış

görülebilir. Fakat bu durum Ankara'da yaz boyunca görülen bir olay değildir. Günlük bir hava durumudur.

İklimi meydana getiren meteorolojik etkenlerin analizi

ile uğraşan bilim dalma "klimatoloji (iklim bilim)"

denir. Bu bilim dalı meteorolojinin yaptığı gözlemleri

canlı yaşamı açısından inceleyerek açıklamaya çalışır.

Yeryüzünde görülen başlıca iklim tiplerini, oluşum nedenlerini, özelliklerini ve insan yaşamı üzerine etkilerini inceler.

Atmosfer içinde oluşan sıcaklık değişmelerini ve buna bağlı olarak oluşan hava olaylarını inceleyerek hava tahminleri yapan bilim dalına "meteoroloji" denir. Meteoroloji, atmosferde meydana gelen hava olaylarının oluşumunu, gelişimini ve değişimini nedenleri ile inceler. Bu olayların canlılar ve dünya açısından doğuracağı

sonuçları araştırır.

Klimatoloji ile uğraşan bilim insanlarına "iklim bilimci"

denir.

Meteoroloji bilimi ile uğraşan uzmanlara

"meteorolog" denir.

En az 30 – 35 yıllık hava durumuna ait ortalama veriler ile belirlenir

Günün 07.00, 14.00 ve 21.00 olmak üzere farklı saatlerinde yapılan günlük gözlemlerle belirlenir.

* İklim ve hava olayları birbirini yakından ilgilendiren olaylardır. Kara-deniz, deniz-buz, deniz-hava etkileşimleri;
volkanik gazlar, insan faaliyetleri, arazi kullanımı, Güneş'ten gelen ve yansıyan ışınlar gibi etkenler iklimin temel
elemanlarıdır. Bu elemanların atmosfer üzerinde; uzun süreler sonunda oluşan etkileri Dünya'daki iklim tiplerini meydana
getirirken kısa süreler (günlük, haftalık vs.) sonunda oluşan etkileri de hava olaylarını meydana getirir.

* İnsanlar eskiden beri hayvan davranışlarına bakarak hava durumu tahminleri yapmışlardır. ( yağmur yağmadan hemen önce tarla farelerinin yuvalardan dışarıya çıktığı, köstebeklerin yuvalarına bir girip- bir çıktıklarını, kurtların acı acı uludukları, keçilerin ve koçların boynuzlarını sağa sola vurdukları söylenmektedir.) Bu durum hala devam etse de meteoroloji uzmanları artık çok ileri teknolojiler kullanmaktadır. Dünya yörüngesine yerleştirilen meteoroloji uyduları atmosferdeki hava hareketlerini gözlemlemektedir. Deniz meteorolojisi, rüzgârın yönünü ve hızını, denizdeki görüş uzaklığını, bulutluluk miktarını gözlemler.

* Havanın nasıl olacağını bilmek özellikle pilotlar, kaptanlar, balıkçılar ve çiftçiler için oldukça önemlidir. Uzun
yola çıkacak sürücüler de yolların durumunu öğrenmek için hava durumunu takip ederek meteorologların görüş ve önerilerini dikkate alırlar. Bu nedenle doğru hava tahminleri, insanları kötü hava şartlarına karşı uyarır. Böylece can ve mal kaybı önlenebilir.

20/5/2009

Hava Olayları

http://www.kibris.net/kktc/kurumlar/lefkectd/kure_isinma/kuresel%20isinma/resimler/gw1-3.jpg
Dünya’yı diğer gezegenlerden ayıran özellilerinin başında üzerinde hava olaylarının görülmesi ve canlı yaşamına olanak sağlayan atmosferinin var olması gelir. Atmosfer %78 Azot - % 21 Oksijen - % 1 su buharı, karbondioksit ve diğer gazlardan oluşur.
Su buharı hava olaylarının gerçekleşmesi için, karbondioksit ise fotosentez olayı için gereklidir. Bu gazların oranı zamanla değişebilir. Mesela, karbondioksit oranının artması atmosferin güneş ışınlarını tutma oranını artırır. Bu özelliğe göre karbondioksit miktarının artması hava sıcaklığının artmasına, azalması ise hava sıcaklığının azalmasına sebep olur.
Bilim adamları çeşitli gözlem araç ve gereçlerle hava raporunu gözlemleyerek hazırlar ve elde ettikleri verileri bilimsel olarak karlı, yağmurlu, rüzgârlı vb. şekilde yorumlarlar.
Hava olayları yeryüzünde bitki türleri, hayvan türleri dağılımının oranını, toprak oluşumu ve türlerini, denizlerin tuzluluk oranını vb. oluşumları etkiler.

• RÜZGÂRLAR: Atmosferdeki hava ağırlığından dolayı Dünya üzerine basınç uygular. Ancak atmosfer basıncı Dünya üzerindeki her noktada aynı değildir. Kimi yerde alçak, kimi yerde yüksektir. ( Dünya yüzeyinde yükseldikçe atmosfer basıncı azalır.) Bu basınç farkı rüzgârların oluşmasına sebep olur.
• Yatay yönde meydana gelen hava hareketlerine rüzgâr denir. Geldikleri yerlerin sıcaklıklarını gittikleri yerlere taşıyan rüzgârların sebebi basınç farkıdır. Rüzgâr oluşumu Dünyamızın günlük dönüş hareketiyle sürekli devam eder. Rüzgârlar zaman zaman hız değiştirerek bazen sakin esen meltemler bazen ise fırtınalar, kasırgalar meydana gelir. Hızları farklı olan rüzgârların çevrelerine olan etkileri de farklıdır. Rüzgârların etkileri “Beaufort (Bifort) Ölçeği” ile tanımlanır. Bifort ölçeğine bakıldığında rüzgârın hızı artınca kuvveti ve etkisi de artmaktadır.

 

Rüzgâr

Kuvveti

Hızı (km/h)

Etkisi

Sakin

0

.............

Duman dikey olarak yükselir

Esinti (Yel)

1

1–5 km/h

Rüzgar dumanı sürükler(eğri bir duman oluşur)

Hafif meltem

2

6–11 km/h

Rüzgar dumanı sürükler (rüzgar yüzde hissedilir)

Meltem

3

12–19 km/h

Yapraklar ve ince dallar sürekli hareket eder, bayraklar dalgalanmaya başlar

Orta şiddetli meltem

4

20–29 km/h

Toz ve kağıt parçaları uçuşur, Küçük dallar oynar

Sertçe meltem

5

30–39 km/h

Küçük ağaçlar sallanır. Göllerde küçük dalgalar oluşur

Kuvvetli melten

6

40–50 km/h

Ağaçların büyük dalları hareket eder. Şemsiye kullanmak zorlaşır

Fırtınamsı rüzgâr

7

51–61 km/h

Ağaçlar bütün olarak sallanır. Rüzgâra karşı yürümek zorlaşır

Fırtına

8

62–74 km/h

Ağaç dalları kırılır. Yürümek çok zordur

Kuvvetli fırtına

9

75–87 km/h

 Bacalara zarar verir. Çatılardaki kiremitler uçar

Tam fırtına

10

88–101 km/h

Kıyılar dışında nadir görülür. Ağaçlar köklerinden sökülür.

Çok şiddetli fırtına

11

102–117 km/h

Çok seyrek görülür. Geniş ölçekli zarar verir

Kasırga (Tayfun)

12

≥ 118 km/h

Toplu yıkım olur

• Hortumlar ve Kasırgalar: Bazı rüzgârlar belirli bir yönde kuvvetli bir şekilde eserken bazıları ise kendi ekseni etrafında döner. Sıcak hava alanlarında hızlı bir şekilde kendi ekseni etrafında dönen rüzgârların en küçüğüne şeytan kulesi, ortancasına hortum, en büyüğüne kasırga denir.

* Bir hortumun oluşabilmesi için atmosferin yüksek bölümlerine kadar çıkabilecek, aşağıda sıcak ve nemli hava ile
yukarıda soğuk ve kuru havanın olması gerekir. Dar bir alanda sıcak hava ile soğuk hava aniden yer değiştirir ve hortum
oluşur. Hortum ucunun yere değmesiyle birlikte rastladığı her şeyi içine çekmeye çalışır. Böylece şiddetli şekilde dönen,
su, toz ve diğer yabancı maddelerden oluşan siyaha yakın koyu renkli bir sütun halini alır. Türkiye’de hortumlar nadiren
görülür. Çoğu hortum yarım saatten fazla sürmez, hatta bazıları sadece birkaç dakika sürer.
* Kasırgalar sadece suyun sıcak ve havanın nemli olduğu tropikal okyanuslarda görülür. Bir kasırganın oluşabilmesi için öncelikle okyanus suyunun sıcaklığının en az 27º C olması gerekir. Su sıcaklığı bu seviyeye ulaştığında okyanus yüzeyindeki ılık ve nemli hava konveksiyon yoluyla yükselmeye başlar. Bu havanın çevresinde girdap gibi dönen güçlü bir rüzgâr oluşur. Ardından yağmur bulutları toplanır ve fırtına patlar. Fırtınanın kasırga sayılması için rüzgarın en az 118 km/h'lik bir sürate ulaşması gerekir.
* Kasırga durgun bir merkezin çevresinde dev bir girdap gibi döner. Kasıgalar, hortumlara göre çok daha geniş alanlara yayılır, daha uzun ömürlü ve daha bölgesel olup yavaş hareket ederler.
Kasırganın gözü: Kasırganın merkezindeki genişliği 30–40 km’yi bulan hava sütunudur. Burada hava basıncı düşüktür ve rüzgârın hızı azdır.

Havadaki Nem: Okyanuslarda, göllerde, nehirlerde ve topraklarda bulunan su buharlaşarak; bitkiler ve hayvanlardaki su ise solunum ve terleme ile dışarı atılarak havaya karışır. Havaya karışan bu su, (yani atmosferdeki su buharı) havanın içerdiği nem miktarını belirler. Havadaki nem atmosferin her yerinde aynı değildir. (havanın bulunduğu yere ve sıcaklığına göre değişir) ( Deniz ve okyanuslar üzerindeki hava, kara üzerlerindeki havaya göre daha nemlidir.) Havanın sıcaklığı arttıkça havadaki nem miktarı da artar. Soğuk havada nem yoğuşacağı için sıcak havaya oranla soğuk hava daha az nem içerir. Nemli hava yükselirken sıcaklığının düşmesiyle soğur ve bu durumda havadaki nem de yoğuşarak su damlacıkları haline gelir. Su damlacıkları da bir araya toplanıp bulut haline gelerek farklı yağış şekilleri ile yeryüzüne döner. Bu durumda yağış şeklini nemin yoğuştuğu yer ve havanın sıcaklığı belirler.

Yağış Şekilleri

Nemli hava gökyüzüne yakın yerlerde yoğunlaşırsa;

Yağmur: Bulutlardaki su buharı bir araya gelerek su damlacıklarını oluştururlar. Böylece yoğunlaşan su buharı yeryüzüne yağmur olarak iner.
Kar: Soğuk hava etkisiyle karşılaşan su buharı buz kristalleri haline gelir. Buz kristalleri birleşerek kar tanelerini oluşturur. Kar taneleri yeryüzüne iner. (Eğer yeryüzü sıcaklığı suyun donma noktasında veya daha düşükse yağış kar şeklinde olur)
Dolu: Su buharı bulutlardan yeryüzüne inerken soğuk havayla karşılaşınca bulutun üst katmanına sürüklenir katılaşır ve bir araya gelerek buz toplarını yani doluyu oluşturur.

Nemli hava yeryüzüne yakın yerde yoğunlaşırsa,

Çiy: geceleyin hava serinler ve ortam sıcaklığının düşmesiyle havadaki su buharı yoğunlaşarak toprağın, ağaç dallarının ve yaprakların üzerinde çiy adı verilen su damlacıkları halinde toplanır.
Kırağı: Eğer ortam sıcaklığı 0ºC’nin altında ise su buharı sıvı hale geçmeden yeryüzündeki cisimler üzerinde donar. Bu durumda kırağı meydana gelir.

Sis: Atmosferin yeryüzüne çok yakın kısımlarındaki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan buluta sis adı verilir. Yükseklerdeki bulutlar havanın soğumasıyla oluşurken sis soğuk olan yeryüzünün hemen üzerindeki havada bulunan
su buharının yoğuşmasıyla meydana gelir.

Hava Olaylarının Sebebi: Belli bir alanın üstündeki havanın normalden daha fazla sıkışması ile oluşturduğu basınç, yüksek hava basıncıdır. Bunun tersi olarak havanın normalden daha seyrek olması halinde yaptığı basınç; ise alçak hava basıncıdır. Atmosferdeki alçak ve yüksek basınç; alanları sıcaklık farklılıklarından ortaya çıkar. Isınan hava yükselir ve
havayı oluşturan tanecikler daha soğuk alanlara doğru giderek oralarda birikir. Bir bölgede yüksek basınç varsa buradaki hava çevresindeki alçak basınç alanlarına doğru hareket eder. Bu şekilde, havanın yer değiştirmesiyle
oluşan hareketi yani rüzgarı yüzümüzde hissederiz.



Günlük ve Mevsimsel Sıcaklık Değişimleri

Dünyanın kendi ekseni etrafında dönüşü: Dünyamızın kendi ekseni etrafında dönüşünü 24 saatte tamamlar. Bu şekilde kendi ekseni etrafında dönerken Güneş’e bakan yüzünde gündüz arka yüzünde ise gece yaşanacaktır. Bu nedenle Güneş’e bakan kısmı daha sıcak olup bu yüz aydınlık olur. Bu yüze değen Güneş ışınları sahip oldukları ısı enerjisini Dünyanın bu yüzündeki cisimlere aktaracak ve onlarında ısınmalarını sağlayacaktır. Dünyanın Güneş’e dönük olmayan yüzü Güneş’ten gelen ışınlardan bir süre uzak olacağı için bu kısımda hava soğuk olur. Dolayısıyla gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkının Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönmesinden kaynaklandığını söyleyebiliriz.

Dünya’nın Güneş Etrafında Dönüşü: Dünyanın Güneş etrafında dönmesi mevsimleri oluşturur. Dünyanın dönme ekseninin eğik olması nedeniyle Güneş ışınları dik olarak alan bölgeler de sürekli değişir. Dünyada bir yılda her iki yarım küre farklı farklı mevsimler yaşar. Eğer eksen eğikliği olmasaydı, Dünya Güneş etrafında dolanırken Güneş ışınlarının yere düşme açısı değişmeyecek, sıcaklık değişimleri gerçekleşmeyecek, böylece mevsimler oluşmayacaktı. Ekvator bölgesine güneş ışınları dik olarak geldikleri için bu bölgenin sıcaklığı çok fazladır. Kutuplara gelen ışınlar ise eğik oldukları için bu bölgeler yıl boyunca soğuktur. Mevsimlerin meydana gelmesi de Dünyanın eğik duruşu ve Güneş etrafındaki hareketi ile ilgilidir.

 

Dünya, A konumundayken Güney yarım küreye Güneş ışınları daha dik gelir. Bu nedenle burada yaz yaşanır. Bu sırada güneş ışınlarının eğik geldiği Kuzey yarım kürede kış yaşanmaktadır. Dünya B konumundayken tam tersi bir durum meydana gelir.

TV'de Bugün

Güncel Haberler