İlköğretim 8.Sınıf - eğitimci - Blogcu



Anasayfa | Rss | E-Mail

<- :: Sonraki Sayfa ->

EĞİTİMCİ.........EĞİTİM ADINA ARADIĞINIZ HER ŞEY BURDA!!!... ..HOŞ GELDİNİZZZZ...EĞİTİMCİ!!!.....

22/11/2009

Gazların Kaldırma Kuvveti

http://www.yeniresim.com/data/media/1239/www.yeniresim.com_-_Balon_Resimleri.jpg

Gazlarda, sıvılar gibi cisimlere kaldırma kuvveti uygular.
Bu kaldırma kuvvetinin değeri sıvılarda olduğu gibi cisim tarafından yeri değiştirilen havanın ağırlığına eşittir. Havanın kaldırma kuvveti

Fkaldırma = Vcisim . dhava . g

bağıntısından hesaplanır.


Bu bağıntıya göre, hacmi büyük olan cisimlere hava tarafından uygulanan kaldırma kuvveti de büyük olur.

Bir cismin ağırlığı, havanın kaldırma kuvvetinden büyük ise, cisim yere doğru düşer.

GC > FK


Bir cismin ağırlığı, havanın kaldırma kuvvetine eşit ise, cisim havada askıda kalır.

GC = FK


Bir cismin ağırlığı havanın kaldırma kuvvetinden küçük ise, cisim yükselir.

GC < FK

16/11/2009

Basınç (Konu Anlatımı)

http://www.fenokulu.net/basinc15.gif

Bütün maddeler ağırlıkları nedeniyle bulundukları yüzeye bir kuvvet uygularlar. Kar üzerine duran bir insan basınç uygular. Eğer bu kişi bir ayağını kaldırıp durursa ağırlığı değişmediği halde batma oranı artar. Öyleyse basınç kuvvete ve yüzeye bağlı olarak değişir. Ağırlıkları aynı olan bir leylek ve bir ördeğin bataklıkta yürürken batma oranları değişik olur. Ördek daha az leylek daha çok batacaktır. Bunun sebebi ördeğin yere değen ayak yüzeyinin leyleğinkinden daha büyük olmasıdır. Birim yüzeye dik olarak etki eden kuvvete basınç adı verilir. Bir toplu iğneyi iki parmağımız arasına alıp bastırırsak sivri uçlu kısım parmağımıza batar. Bunun sebebi sivri ucun yüzeyinin baş kısmından küçük olmasıdır.
Basıncın cisimler üzerindeki etkisi kuvvetin etkisiyle aynıdır. Cisimlerin hareketinin ve şekillerinin değişmesine neden olur. Ayrıca ağır araçları kaldırmada kullanılan kriko ve lift gibi düzenekler basınçtan yararlanarak yapılmıştır. Örneğin havası boşaltılmış bir teneke kutu havanın dış basıncı karşısında içe doğru çökerek biçim değişikliğine uğrar.
Cisimlerin ağırlıkları artarsa yüzeye uyguladıkları basınçta artar. Basınç cisme uygulanan kuvvetle doğru orantılıdır. Yine değme yüzeyi küçüldükçe basınç artar yüzey büyüdükçe azalır. Yumuşak karda normal ayakkabı giyerek yürümeye çalışan bir yürürken zorlanır. Çünkü ayakkabının kar yüzeyine değen bölümü küçük olduğundan basınç büyük olur. Bu insan kara batarak yürümeye çalışır. Ancak geniş tabanlı bir ayakkabı giyilirse vücut ağırlığının etkisi büyük bir alana yayılacağından basınç etkisi azalır. Böylece kara batmadan yürünebilir. Yüzey küçülürse basınç artar. Yüzey büyüdükçe basınç azalır.

**Belirli bir ağırlığa sahip cismin temas yüzeyi küçüldükçe basınç artar. Cisimlerin uyguladıkları basınç,cismin yüzeyi ile ters orantılıdır.

P2 > P1 dir. Çünkü P2 de birim alana düşen kuvvet P2 den büyüktür. Cismin ağırlığı değişmemiştir. Yanlız yere deyme yüzey alanı azalmıştır.

 

**Cisimlerin ağırlıkları artarsa temas ettikleri yüzeye uyguladıkları basınçta artar. Basınç, cisme uygulanan kuvvetle doğru orantılıdır.
 

P2 > P1 dir. Çünkü P2 de birim alana düşen kuvvet P2 den büyüktür. Cismin yere deyme yüzey alanı değişmemiştir. Yanlız ağırlığı artmıştır.

 

 

Basınç P, kuvvet F ve değme yüzeyi A ile gösterilir. Buna göre basınç formülü;
 

 

 Bu formülde kuvveti bulmak için F = P . A bağıntısı kullanılır.

 

Küçük bir kuvvetin etkisiyle büyük basınç elde etmek, pek çok alanda işimizi kolaylaştırır: iğne ile dikiş dikme, bıçak ile meyve kesme, balta ile odun yarma ... gibi.


BASINÇ BİRİMLERİ
1 m2 lik yüzeye dik olarak etkiyen 1 N’luk kuvvetin oluşturduğu basınca 1 Pa denir 1 Pascal= 1 (nt/m2)
 

 SI birimler sisteminde

F = Newton,
A = m2 alınırsa
P = 1 N / 1 m2 = 1 Pa ( Pascal ) olur.


ÖNEMLİ EŞİTLİKLER
1 Pascal= 10 bari 1 Bar= 1.000.000 Bari
1 Milibar= 1000 Bar 1 Pascal=0.00005 bar 1 Bar= 1000 Milibar
1 Atmosfer=1000.000 pascal 1 Atmosfer=1.013 Bar 1 Bar= 100.000 Pascal


Havanında bir ağırlığı vardır. Hava dünya üzerinde her şeye basınç uygular. Deniz seviyesinde 1 m2’lik yüzeye 101 300 N’luk bir kuvvet uygulayan basınca 1 atm(atmosfer) denir.
1cm2lik bir yüzeye 1 dyn’lik bir kuvvetin yaptığı basınca 1 dyn/cm2 ya da 1 bari denir.
Meteorolojide bar ve milibar kullanılır. Yaklaşık 76 cm – civanın tabana yapmış olduğu basınca 1 bar denir.
1 atm = 1 bar = 1013 milibar’dır. = 105pa = 76 cm-civa

 

Sıvı Basınç Nelere Bağlıdır?


Bildiğimiz gibi sıvılar da yer çekiminin etkisi altındadır. Katlılardan farklı olarak sıvılar akışkandır. Bu yüzden sıvılar,  içine konuldukları kabın yalnız tabanına değil temas ettikleri bütün yüzeylerine kuvvet uygular.

 

http://www.torpil.com/torpil/oss_oks_kpss_yds/anfi/fizik/basinc/resim/cep_fi116.gif

 

Sıvı içerisindeki bir cisim Üzerinde, onun yukarısında kalan Sıvı sütunun ağırlığından dolayı bir basınç oluşur. Bu yüzden huniye gerilmiş balon, derinlere daldırıldıkça daha çok Sıvı ağırlığının etkisinde kalır. Esnek balona etki eden kuvvetin adım adim artması bu yüzeyde giderek artan bir  . basınç oluşturur. Balon, artan basıncın etkisiyle daha çok içe doğru çöker. ve u borusunun karşı kolundaki su seviyesinin giderek yükselmesine sebep olur.Sıvı basıncının derinlikle artması, Sıvı içerisine bırakılan bir cismin alt yüzündeki basınçın daha büyük olmasana  sebep olur. Buna bağlı olarak Sıvı içerisindeki bir cisme etki eden kaldırma kuvvetinin, cismin tabanıyla tavanı arasındaki basınç farkından kaynaklandığını söyleyebiliriz. Huni, değişik sıvılarda aynı derinliğe daldırıldığı halde u borusunun bir kolundaki su seviyesi aynı miktarda yükselmez.

 Su etil alkolden yoğun olduğundan etil alkole göre daha büyük basınç oluşturur. Bu yüzden huni  üzerindeki balon daha fazla içe doğru çöker ve u borusunun bir kolundaki su seviyesi daha çok yükselir. u borusunun karşı kolundaki bu yükselmede huninin daldırıldığı kabın 1 L'lik veya 2 L'lik olması etkili değildir. Buna göre Sıvı basınçlın, Sıvının hacmine, konulduğu kabın genişliğine ve şekline bağıl olmadığı; Sıvı derinliğine ve Sıvı yoğunluğuna bağlı olduğu görülür.

 

Maddenin tanecikli yapıda olduğunu biliyoruz. Bu tanecikler, gazlarda sıvılara göre daha seyrek ve hareketlidir. Enjektör içerisindeki gaz molekülleri, her doğrultuda olan hareketleri sırasında birbirine ve enjektör çeperlerine itme uygular. Başlangıçta enjektör içerisinde büyük hacme yayılmış olan hava, pistonunun ileri doğru hareketiyle çıkış deliğinin kapalı olmasından dolayı daha küçük hacme toplanır. Bu sırada enjektör içerisine ve pistona daha çok molekül çarparak daha büyük itme oluşturur. Oluşan itme enjektör içerisindeki basıncı artmış olur.
Aynı durumu enjektöre su koyduğumuzda gözleyemeyiz. Çünkü uygulanan basıncın etkisiyle sıvıların hacimlerinde gözle görülebilir düzeyde bir değişme olmaz. Bu yüzden sıvılar "sıkıştırılamaz" kabul edilir.

 

http://img65.imageshack.us/img65/2667/bas5pu.gif

 

Sıvı Basıncı her tarafa eşit olarak iletir.

 

İçi suyla dolu balona üzerindeki herhangi bir noktadan basınç uygulandığında balondaki su. balon üzerindeki bütün deliklerden aynı hızla akar. Yandaki kavanoz resimlerinden de anlaşılacağı gibi sıvıya bir noktadan uygulanan basınç, sıvı ile temasta olan her
noktaya sadece kuvvet doğrultusunda değil bütün doğrultularda aynen iletilir. Bu gerçek Fransız bilim insanı Rlaise Pascal {Rleyz Paskal) tarafından şöyle ifade edilmiştir: "Kapalı bir kaptaki sıvıya uygulanan basınç, bu sıvının her noktasına ve kabın iç yüzeyinin her noktasına aynen iletilir."
Sıvıların basıncı iletme özelliğinden günlük hayatın birçok alanında yararlanmaktayız.

 

Bazı yerleşim birimlerindeki evlere verilen su genellikle yüksek bir yere yapılmış depolardan büyük bir basınçla aktarılır. Bu sistem bileşik kap örneğidir.

 

http://3.bp.blogspot.com/_aFh2Q5HGvx8/R-5buEUekNI/AAAAAAAAADM/uJcxmJvT3oA/S230/arackaldirmalifti.jpg

 

Kompresörün uyguladığı basınç kapalı kaptaki sıvının her noktasına ve sıvı ile temasta olan her yere aynen iletilir Bu yüzden yük silindirinde otomobilleri kaldıracak kadar kuvvet oluşur.

 

Bunların dışında taşıma ve sıkıştırma sistemleri, tulumbalar, hidrolik fren sistemleri, berber koltukları, vinçler ve lunaparktaki atlıkarınca gibi birçok araç Pascal Prensibi'ne göre çalışır.

 

Gazların Basıncı
 

Hava  hem yerküreye hem de kendi içindeki bütün cisimlere, moleküllerinin ağırlığı ve hareketi nedeniyle bir kuvvet uygular. Bu kuvvetin birim yüzey alanına düşen payına "açık hava basıncı" veya "atmosfer basıncı" denir.
Hava her cm2'ye yaklaşık 10 N'luk kuvvet uygular. İnsan vücudunun ortalama yüzey alanı 1,5 m2=15000 cm2 olarak kabul edilirse bir kişi üzerine, toplam 150.000 N'luk kuvvet etki eder. Yaklaşık 15 adet binek arabasının ağırlığına eşit olan bu etkinin oluşturduğu basınç vücut içi sıvı basıncı tarafından dengelenir ve bu yüzden hissedilmez.


 

1664 yılında, hava basıncının etkisini göstermek amacıyla Otto Von Guerrike (Otto Fon Gürrik) tarafından, Magdeburg Yarım Küreleri olarak anılan bir deney yapılır. Metal olan iki büyük yarım küre birleştirilip içindeki hava boşaltılır. Daha sonra, oluşan vakum küreye çok sayıda at koşularak yarım küreler birbirinden ayrılmaya çalışılır ama küreler birbirinden ayrılmaz, işte bunu sağlayan etki, kürenin dışındaki hava basıncıdır.

 

Kapalı bir kaptaki gazın basıncı, kabın içerisindeki her noktada aynıdır. Bunu şişirilen bir topun her tarafının aynı anda hareketlenmesinden veya şişirilmiş bir bisiklet tekerleğinin düzgün görünmesinden anlayabiliriz. Tekerleği şişirmek için bir bisiklet pompasının pistonu itildiğinde pompa silindiri içerisinde oluşan yüksek basınçlı hava, hortum yoluyla bisiklet tekerleğine aynen iletilir. Tekerleğin pompalama sonucunda bir süre sonra şişmesi tekerlek içerisindeki basıncın açık hava basıncından büyük olmasındandır.

 

http://egitek.meb.gov.tr/dersdesmer/son_deney/deneyler/deney39_dosyalar/image012.jpg


Torricelli (Toriçelli) adlı bilim insanı açık hava basıncını araştırırken deniz seviyesinde, 0 °C'ta, yaklaşık 1 m uzunluğunda ve bir ucu kapalı olan cam boruyu tamamen cıva ile doldurur. Borunun açık ağzını parmağı ile kapatarak cıva çanağına ters daldırır ve parmağını çeker. Borudaki cıvanın bir kısmının çanağa boşaldığını ve bir süre sonra cıva seviyesinin 76 cm'de dengede kaldığını gözler. Bu çalışma sonucunda deniz seviyesinde 0 °C'taki açık hava basıncının 76 cm cıva basıncı olduğunu ifade eder. Aynı deneyin değişik kesitteki borularla veya bu boruların değişik açılarla yerleştirilerek yapılması durumunda da borudaki ova seviyesinin yine 76 cm olduğu gözlenir.
Torricelli'nin açık hava basıncını ölçmek için yaptığı bu düzenek basit ama hassas bir barometredir.
 

Cıvanın sudan 13,6 kat daha yoğun olduğunu göz önüne alırsak Toriçelli  deneyinin su ile yapılması durumunda kullanacağımız borunun  10,5 metre olması gerekirdi.

 

 

Kapalı bir kaptaki basıncı ölçmek için ise manometre adı verilen aletler kullanılır. Aşağıda otomobil lastiklerinin basıncını ölçmede kullanılan bir manometre ve bu manometrenin iç yapısı görülmektedir.

 

http://www.hitresim.com/upload/Deniz%20ve%20da%C4%9F-oLr.jpg

Deniz seviyesinden yükseklere çıkıldıkça havanın yoğunluğu azalır. Bu yüzden hava basına yavaş yavaş düşen Buna karşılık suyun yoğunluğu, havanın yoğunluğundan yaklaşık 1000 kat büyük olduğu için denizin derinliklerine inildikçe su basıncı hızlı bir şekilde artar.

 

Gazların basıncından birçok alanda yararlanırız.
• Gazlar yüksek basınca dayanıklı çelik kaplar içerisinde sıvılaştırılmış olarak depolanır. İhtiyaç duyulduğunda bu kapların vanaları açılır. Yüksek basınçtan kurtulan sıvı, gaz hâline geçer. Hastanelerde kullanılan oksijen tüpleri, evlerimizde kullandığımız LPG ve yangın söndürme tüpleri buna örnektir,
• Pipetle bir şeyler içerken açık hava basıncından yararlanırız. Pipetin içerisindeki havayı ciğerlerimize çekerken pipet içindeki basınç azalmış olur. içtiğimiz sıvıya etki eden açık hava basıncı sıvının yükselmesini sağlar.
• Elektrikli süpürgenin içindeki hava süpürge motoruyla emilir ve düşük basınçlı bir ortam oluşturulur. Toz ve kir bu düşük basınçlı bölgeye kayar. Süpürgenin torbası tozu durdururken havanın geçmesine izin verir.

16/11/2009

Bazı Cisimler Neden Yüzer?

Bir cismin eşit kollu terazi ile kütlesini , şekli düzgün değilse dereceli silindir ile hacmini ölçeriz. Eğer cisim düzgün hacimli bir cisim ise matematiksel bağlantılar ile hacmini bulabiliriz.

Yoğunluğu yukarıdaki gibi hesaplayabiliriz.

Yukarıda bazı maddelerin yoğunluk değerleri gözükmektedir.

http://egitek.meb.gov.tr/dersdesmer/son_deney/deneyler/deney06_dosyalar/image005.jpg

Yukarıda Yoğunluğu farklı ve birbirine karışmayan sıvıların bir kabın içinde sıralanışlarını görüyorsunuz.

Yoğunluğu en az olan her zaman üstte bulunur.

 

 

Kaldırma kuvvetinin, yeri değişen sıvının ağırlığı kadar olduğunu biliyoruz. Bu yüzden cismin suya batan hacmi arttıkça, dinamometrenin gösterdiği ağırlık değeri azalır. Cisim suda yüzmeye başladığı anda ise dinamometre sıfırı gösterir. Bu sırada cisme etki eden kaldırma kuvveti cismin ağırlığına eşit olur. Aynı şekilde, kaseye taşan sıvı ağırlığı da cismin havadaki ağırlığına eşit olur.

 

http://www.e-sirket.com/urunler/37978_17535_XE429S.JPG

Şekildeki gemiye uygulanan kaldırma kuvvetinin etki alanı sadece batan kısmının alanına veya başka bir değişle batan kısmının hacmi ile ilişkilidir.

 

Suyun Yoğunluğu > Gemini Yoğunluğunudur

 

Gemini Yoğunluğunu = Geminin Kütlesi /Geminin Suya Batan Kısmının Hacmi ile bulabiliriz.

 

 

 

Buzun yoğunluğu suyun yoğunluğundan küçük olduğu için, 1 mL su 1 mL buzdan daha ağırdır. Buna bağlı olarak soğuk
havalarda deniz, göl ve akarsularda,donmaya yüz tutmuş; su yüzeye çıkar ve burada donar.
Bu durum, suda yaşayan canlıların hayatta kalmasını sağlar.

Katı bir cisim kendi sıvısında yüzüyorsa, cisim eridiğinde sıvı seviyesi değişmez. Örneğin 9/10 u su içinde olan buz eridiğinde, kaptaki su düzeyi değişmez.

16/11/2009

SIVI ve GAZLARIN KALDIRMA KUVVETİ

http://www.turizmvebiz.com/resim/gemi_tur.jpg
SIVI ve GAZLARIN KALDIRMA KUVVETİ
Sıvı içerisine kısmen veya tamamen batan cisimler sıvı tarafından yukarı doğru itilirler.
Bu itme kuvveti, sıvıların cisimlere uyguladığı kaldırma kuvvetidir.

Sıvıya batırılan bir tahta parçası yukarı çıkmak ister. Tahta parçasının tamamını batacak şekilde sıvı içinde tutabilmek için üstten bir kuvvet uygulamak gerekir.

Cismi yukarı çıkmaya zorlayan kaldırma kuvveti, cisim tarafından yeri değiştirilen sıvının ağırlığına eşittir. Yeri değişen sıvının hacmi, cismin batan kısmının hacmine eşit olduğundan, kaldırma kuvveti.

Fkaldırma = Vbatan . dsıvı . g

bağıntısı ile hesaplanır.

Cisimlere uygulanan sıvı kaldırma kuvveti sıvının öz kütlesine bağlıdır. Yukarıdaki şekillerde de görüldüğü gibi aynı cismin farklı sıvılardaki konumları farklı olabilmektedir.

Sıvı içindeki serbest cisimlere ağırlık kuvveti ile kaldırma kuvveti etki eder. Bu iki kuvvet düşey doğrultuda ve zıt yönlü kuvvetlerdir. Cisimlerin sıvı içinde batmaları veya yüzmeleri yani sıvıdaki durumları bu iki kuvvetin büyüklüğüne bağlıdır.

Saf su içine atılan yumurta dibe batar. Suya tuz ilave edilerek karıştırıldığında yumurta yüzmeye başlar. Bunun nedeni suya tuz karıştırıldığında suyun öz kütlesinin artması ve Fk = Vb . ds . g bağıntısına göre, kaldırma kuvvetinin büyümesi, dolayısıyla bileşke kuvvetin yukarı doğru olması ve yumurtayı yukarı yönde hareket ettirmesidir.

Yüzen Cisimler

Sıvıya bırakılan bir cismin hac- minin bir kısmı sıvı dışında kalacak şekilde dengede kalıyorsa bu cisme yüzen cisim denir. Cismin yüzebilmesi için öz kütlesi sıvının öz kütlesinden küçük

(dcisim < dsıvı) olmalıdır.

Yüzen cisim dengede iken cisme uygulanan kaldırma kuvveti ile cismin ağırlık kuvveti büyüklükçe eşit olur. Bir cisim sıvı içine iyice daldırılıp bırakılırsa tekrar bir kısmı sıvı dışında olacak şekilde yüzer. Böyle yüzen cisimlerde

G = Fk olduğundan

bağıntısı elde edilir. Bu bağıntıya göre cismin batan hacminin bütün hacmine oranı, cismin öz kütlesinin, sıvının öz kütlesinin oranına eşittir.

Askıda Kalan Cisimler

Hacminin tamamı sıvı içinde olacak biçimde bir yere temas etmeden dengede kalan cisimlere askıda kalan cisimler denir. Cismin askıda kalabilmesi için öz kütlesi, sıvının öz kütlesine eşit olmalıdır. (dcisim = dsıvı)

Bu durumda cisim kabın tabanına bırakılsa bile cismin tabanla irtibatı kesilir. Yani askıda kalan cisim herhangi bir yere temas etmez. Askıda kalan cisim dengede olduğu için cisme uygulanan kaldırma kuvveti cismin ağırlığına eşittir. Fk = G

Batan Cisimler

öz kütlesi sıvının öz kütlesinden büyük olan
(dcisim > dsıvı) cisimler sıvıya bırakıldığında bir engelle karşılaşıncaya kadar yoluna devam ederler. Bu tür cisimlere batan cisimler denir.

Batan cisimlerin ağırlık kuvveti cisme etki eden kaldırma kuvvetinden daha büyüktür.
Fk < G

ÖZEL DURUMLAR

Bir cismin aynı sıvı içinde hacminin tamamı batmak şartıyla kaldırma kuvveti cismin sıvı içindeki derinliğine bağlı değildir.

Sıvı içine daldırılan bir cisim, havadaki ağırlığına göre, görünen ağırlığı kaldırma kuvveti kadar hafifler. Şekilde sıvı içindeki cismin görünen ağırlığı

T = G – FK dir.

Katı bir cisim kendi sıvısında yüzüyorsa, cisim eridiğinde sıvı seviyesi değişmez.

Öz kütlesi sıvınınkinden küçük ya da sıvınınkine eşit olan cisimler, taşma seviyesine kadar olan sıvıya bırakıldıklarında ağırlıkları kadar ağırlıkta sıvı taşırırlar. Dolayısıyla kabın toplam ağırlığı değişmez. Öz kütlesi sıvınınkinden büyük olan bir cisim bırakılırsa, cisim batar ve taşan sıvının hacmi cismin hacmine eşit olmasına rağmen sıvının öz kütlesi cismin öz kütlesinden küçük olduğundan kap ağırlaşır.

16/11/2009

KALDIRMA KUVVETİ-8.Sınıf

http://nedenneden.files.wordpress.com/2007/06/untitled-5i.jpg
KALDIRMA KUVVETİ:
Bir cismi hava yerine suyun içinde kaldırmak istersek suyun içinde daha küçük bir kuvvetle kaldırabildiğimizi görürüz.Aynı şekilde dinamometrenin suyun içindeki ölçtüğü değer, havadakine
göre daha azdır.Bunun sebebi, suyun cisme yukarı yönlü, ağırlığı hafifletici bir kuvvet uygulamasıdır.
Suyun kaldırma kuvvetini Archimedes isimli bilim adamı bulmuş olup, Archimedes prensibi diye de anılır.Aslında bütün sıvılar, içindeki cisimlere yukarı yönlü kuvvet uygular. Bu kuvvet daima yerden yukarı yönlü bir kuvvettir.
Kaldırma kuvveti Fk sembolü ile ifade edilir.Vektörel bir büyüklüktür.
Kaldırma Kuvveti:Sıvı içinde bulunan cisimlere sıvı tarafından yukarı yönlü uygulanan kuvvete kaldırma kuvveti denir.
Kaldırma kuvveti; cisim etrafından yeri değiştirilen sıvının ağırlığına eşittir.Birimi Newton ve dyn dir.
G:Cismin Ağırlığı
Fk:Kaldırma Kuvveti

Kaldırma kuvvetinin büyüklüğü şunlara bağlıdır:
1)Cismin batan kısmının hacmine(Vb)
2)Sıvının yoğunluğuna (ds)
3)Ortamın çekim ivmesine (g)
bağlıdır.

Kaldırma : (Cismin batan) . (Sıvının ) . (Yer çekimi)
Kuvveti hacmi yoğunluğu ivmesi
Fk = Vb . ds . g

İle ifade edilir.
Fk: Newton
Vb: m3
ds: kg/m3
g: N/kg

NOT: Kaldırma Kuvveti hesaplanırken bu dönüşüm formülü kullanılır.

Fk=Vb .ds . 0.01

9/10/2009

8.Sınıf Fen ve Teknoloji-Hücre Bölünmesi ve Kalıtım-Mayoz

http://site.mynet.com/biyoloji_genetik/genel_biyoloji/genel_biyoloji_logos/mayoz.gif

Eşeyli olarak üreyen canlıların kromozom sayılarının sabit kalması mitozdan farklı bir hücre bölünmesi ile olur. Bu bölünmede kromozom sayısı yarıya iner.  Bölünme sonrasında her biri n sayıda kromozom içeren gametler meydana gelir. Bu bölünme genel olarak eşem hücrelerinde görülür.

Mayoz bölünmede hücre kromozom sayısını bir defa arttırdıktan sonra iki defa bölünme geçirir. Bunlar mayoz I ve mayoz II olarak adlandırılır şimdi bunları ayrı ayrı  görelim.

Mayoz I

Mitotik bölünmede olduğu gibi profaz, metafaz, anafaz ve telofaz evrelerinden oluşmuştur ancak en büyük fark profaz evresinde görülür.

Profaz I

DNA ipliklerinin kısalıp kalınlaşmaya başlaması ile başlar.Bu evre sınırları kesin olmayan 5 evreye ayrılıp incelenir. Bu evreler;

A)LEPTOTEN: Kromozomların mikroskopla seçilebildikleri andan itibaren başlar. İki eş kromatid birbirine sarılı halde bulunur.Ayrıca kromatidler üzerinde ‘cromomere’ denilen ve koyu boyanan bölgeler fark edilir.

B)ZİGOTEN: Biri andan diğeri babadan gelen ve birbirlerine benzeyen homolog kromozomlar yan yana gelerek eşleşmeye başlarlar Bu eşleşme bir uçtan diğer uca doğru devam eder.Bu evrede her biri iki kromatid taşıyan iki kromozomun yan yana durmasıyla sanki canlı n sayıda kromozom taşıyormuş görülür.Görülen bu yapıya ‘tetrad’ denir.

C)PAKİTEN: Homolog kromozomların eşleşmesi tamamlanır ancak kromozomlar kısalmaya devam eder.Ayrıca bu evrede kromozomlar arasında genetik madde alışverişi olur buna crossing-over denir. Bu olay homolog kromozomların birbiri üzerine çakışan (kiyazma ‘chiasma’) kısmında gerçekleşir.

D)DİPLOTEN: Tetrat’takı homolog kromozomlar birbirinden ayrılmaya başlar.Ancak kiyazma bölgelerinde ayrılma olmaz ve kiyazmalar uca doğru kaymaya başlar.

E)DİAKİNEZ: Kromozomlar son halini alır çekirdekçik kaybolur çekirdek zarı parçalanır.

Metafaz I

Çekirdek zarının kaybolması, sentriollerin kutuplara çekilmesi ve iğ ipliklerinin oluşması metafazı başlatır.Bu arada kromozomların sentromerleri ekvatoral düzlem üzerinde olacak şekilde gelişi güzel dizilirler.

Anafaz I

Tetradlar iki diata ayrılırlar ve her diat sentriyolü önde olmak üzere kutuplara giderler. Kiyazmalar birbiri üzerinden kayarak ayrılırlar.bu evrede indirgenme(redüksiyon; kromozom sayısının yarıya inmesi)bölünmesi olur.Yani oğul hücrelere giden kromozom sayısı ana hücreninkinin yarısı kadardır.Ayrıca crossing-over nedeniyle kutuplar giden kromozomlar ana hücrenim kromozomlarına benzemezler.

Telofaz I

Telofazda oluşan hücrelerde ya kromozomlar spirallerini çözer ve çekirdek zarı oluşur kromozomlar interfaz evresine dönmeye başlar yada kromozom yapısı değişmeden ikinci bölünme evresine geçer.

Profaz II

Birinci bölünmenin telofazı ile ikinci bölünmenin arasında bir dinlenme devresi olmadan çekirdek zarı parçalanır. Birinci iğ iplikçiklerinin doğrultusuna dik yeni iğ iplikçikler oluşur.

Metafaz II

Her oğul hücrenin haploıd (n) kromozomu ekvatoral düzlem üzerinde dizilir. Bu evrede kromozomlar ikili görülür.

Anafaz II

Ekvatoral düzlem üzerinde dizilmiş olan diatlar sentromerlerinin uzunlamasına bölünmesiyle birbirinden ayrılırlar. Her kromatid anafaz kromozomu halinde kutuplara çekilir.

Telofaz II

Kromozomların helezonları açılır dolayısıyla görünmez olurlar.Çekirdek zarları oluşur sitoplazma bölünür. Böylece bir hücreden 4 tane haploıd hücre meydana gelir

9/10/2009

8.Sınıf Fen ve Teknoloji-Hücre Bölünmesi ve Kalıtım-Mitoz

http://www.med.gazi.edu.tr/egitim/donem1/dersler/Hucrebolunmeleriaekmekci_dosyalar/image032.jpg
Hücreler belli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra; hücre yüzeyi, hücrenin besin alınımı, artık maddelerin atımı ve gaz alış verişi gibi ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma gelir.Çünkü hücre bir küre olarak düşünülürse; hacim yarıçapın küpüyle, yüzey ise karesiyle doğru orantılı olarak büyür.

Ayrıca hücre büyüdükçe sitoplazma / çekirdek oranı büyüyeceğinden, çekirdeğin etki alanı küçülecektir.Bu durum hücre için tehlikelidir.Bu nedenlerden dolayı hücre, yüzeyini artırmak ve sitoplazma / çekirdek oranını küçültmek için bölünmeye başlar.Hücrenin hücresel, materyalini eşit olarak yavru hücrelere aktardığı bölünme tipine “Mitoz Bölünme” denir.

Mitoz bölünme; bir hücreli canlılarda üremeyi sağlarken, çok hücrelilerde zigottan itibaren büyümeyi ve gelişmeyi sağlar.Mitoz bölünme farklı hücrelerde farklı sıklıkta meydana gelmekle birlikte kas ve sinir hücrelerinde görülmez.

Bir hücrenin hayatı interfaz evresi ve bölünme evresi olarak 2’ye ayrılır ve buna “Hücre Siklusu” (Hücre döngüsü) adı verilir.İnterfaz evresinde hücre; DNA Replikasyonu için hazırlık yapar(G1 fazı), DNA’sını repike eder(S fazı) ve bölünme sırasında metabolizma durduğu için ATP depolayarak bölünmeye hazırlık yapar.(G2 fazı)

Bu bölümde mitoz bölünmeyi safha safha değilde bir hikaye gibi kesintisiz anlatmaya çalışacağız;

Hücre hazırlık evresi olan interfazdan çıkıp, mitoz bölünmeye başladığında ışığı kırma gücü artar ve akışkanlığını büyük ölçüde kaybeder.Sitoplazma jelleşir.Çekirdek içinde kromozomal proteinlerle birleşmiş olan DNA, kromatin ipliği şeklinde görülmeye başlar.Buna “Kromonema” denir.Bölünme ilerledikçe kromatin iplikleri kendi üzerine kıvrılarak kısalıp kalınlaşmaya devam eder.İnce uzun yapılı iken nukleus içine gelişi güzel dağılan kromozomal iplikler, kısalıp kalınlaştıkça nukleusun çevresine doğru çekilirler ve nukleus zarı parçalanır.Bu evrede kromozomların( kısalıp kalınlaşan kromonema’ya artık kromozom diyebiliriz) birbirine eşit iki kromatidten oluştuğunu ve bir sentromerle bir arada tutulduğunu görmek mümkündür.(Bu kromatidler, DNA’nın replikasyonundan sonra oluşmuşlardır.) Nukleus zarının parçalanmasıyla hücrenin merkezi daha akışkan bir hâl alır ve kromozomlar merkeze doğru hareket ederek merkezde bir dizi oluştururlar.Ekvatoral tablada dizilen kromozomlar sentromerlerinde ki kinetokorları ile iğ ipliklerine bağlanırlar.Daha sonra bütün kromozomların kardeş kromatidleri aynı anda birbirlerinden ayrılarak karşı kutuplara çekilmeye başlarlar.Bu devreye kadar kısalıp kalınlaşmaya devam eden kromozomlar; sentromerleri önde, kolları arkada olacak şekilde kutuplara çekilirler.Kutuplara erişen kromozomlar spirallerini(katlanmalarını) çözerek kromonema iplikleri haline gelirler.Daha sonra bunların etrafında nukleus zarı şekillenmeye başlar.Bu arada sitoplazma da 2’ye bölünmeye başlamıştır.Sitoplazmanın da bölünmesinin tamamlanmasıyla yavru hücreler oluşur.Bu yavru hücreler birbirinin ve kendisini oluşturan anaç hücrelerin birer kopyasıdır.Yeni oluşan bu hücreler artık birer yeni anaç hücrelerdir ve bölünme gerçekleştirebilmek için interfaz evresindedirler.

Bölünme olayını bir hikaye gibi öğrenmenin ardından şimdi ise bölünme safhalarının hangi olayla başlayıp hangi olayla bittiğine değinelim;

Profaz: Kromonemanın görülmesi ile başlar.Kromozomların nukleus çevresine çekilip, nukleus zarının kaybolması ile sona erer.

Metafaz: Nukleus zarının kaybolması ile başlar.Kromozomların ekvatoral tablada dizilip, kardeş kromatidlerin sentromerlerinden ayrılması ile sona erer.

Anafaz: Kardeş kromatidlerin birbirinden ayrılması ile başlar.Kromozomların kutuplarda kümeleşmesi ile sona erer.

Telofaz: Kromozomların kutuplara erişmesi ile başlar.Kromozom kümelerinin etrafında nukleus zarının oluşmasıyla sona erer.

Sitokinez: Telofazda nukleus zarının oluşmaya başlaması ile birlikte başlar.Yavru hücrelerin oluşumuyla sona erer.

9/10/2009

8.Sınıf Fen ve Teknoloji-Hücre Bölünmesi ve Kalıtım Ünite Ders N

Bir hücreden yeni hücrelerin oluşmasına hücre bölünmesi denir. Hücre bölünmesi bütün canlılarda görülen bir olaydır.
 Hücre bölünmesi hücre çekirdeğinde başlar ve birbirini takip eden evrelerden (safhalardan) oluşur. Yoğurdun mayalanması, bitkilerin büyümesi, tohumun çimlenmesi, yaraların iyileşmesi, büyüme ve gelişme olayları hücre bölünmesi sayesinde gerçekleşir.
 Hücre bölünmesi; mitoz bölünme ve mayoz bölünme olarak iki çeşittir.
 
 a) Hücre Bölünmesinin Nedeni :
 Hücrelerde yaşamsal faaliyetlerin sürdürülebilmesi için yapım (özümleme) ve yıkım (yadımlama) olaylarının yani metabolik faaliyetlerin gerçekleşmesi gerekir. Hücrelerin yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmesi için enerji gerekir ve bu enerjide besinlerden oksijen gazı sayesinde elde edilir. (Besin ve oksijen gereklidir). Hücredeki yaşamsal faaliyetler sonucu da zararlı ve atık maddeler (su, CO2, NH3, madensel tuzlar gibi) oluşur. Hücre içine besin ve oksijenin alınmasını ve yaşamsal faaliyetler sonucu oluşan zararlı ve atık maddelerin hücre dışına atılması hücre zarı sayesinde gerçekleşir.
 Hücreler yaşamsal faaliyetlerini sürdürürken sürekli büyür. Hücrenin büyümesi demek hücre zarının, sitoplâzmanın ve çekirdeğin büyümesi demektir. Fakat sitoplâzmanın (hacimce) büyümesi hücre zarının (yüzeyce) büyümesinden daha fazla olur. Bir süre sonra hücre zarından madde giriş – çıkışı zorlaşır ve çekirdeğin yöneteceği alan sınırlı olduğu için çekirdek hücreyi yönetemez. (Yönetmekte güçlük çeker). Bu anda çekirdek bölünme emrini verir ve bölünme emri verildikten sonra hücre bölünmesi engellenemez.
 Bütün canlılarda hücre bölünmesi çekirdekte yer alan DNA molekülünün emri ile gerçekleşir. Hücrenin bölünebilmesi için belli bir büyüklüğe (bölünebilme büyüklüğüne) ulaşması gerekir.
 
 b) Hücre Bölünmesinin Amacı :
 Hücre bölünmesinin amacı canlılarda üremeyi ve büyümeyi sağlamaktır.
 Canlılar hücre sayısına göre tek hücreli ve çok hücreli canlılar olarak iki grupta incelenir.
 Tek hücreli canlılarda hücre bölünmesinin amacı (hücre sayısını arttırarak) çoğalmayı (üremeyi) sağlamaktır.
 Çok hücreli canlılarda hücre bölünmesinin amacı (hücre sayısını arttırarak) doku, organ ve sistemlerin büyüyüp gelişmesini, yıpranan dokuların onarılmasını, ölen hücrelerin yerine yenilerinin yapılmasını sağlamaktır. Bazı çok hücreli canlılarda sperm ve yumurta hücrelerinin oluşturulması hücre bölünmesi sayesinde sağlanır.
 
 NOT : 1- Hücre bölünmesinin nedeni çekirdek/sitoplâzma oranının veya hacim/yüzey oranının
 bozulmasıdır. Hacim (sitoplâzma hacmi) r3 ile, yüzey (hücre zarı) r2 ile orantılı olarak büyür.
 2- Hücrede bölünme emri, çekirdekte yer alan DNA molekülü tarafından verilir. DNA’nın emri dışında, kontrolsüz şekilde hücreler bölünürse kanserli dokular oluşur.
 3- Hücre, yüzeyi arttırmak, hacmi azaltmak için bölünür.
 4- Hücre bölünebilme büyüklüğüne ulaştığında çekirdek bölünme emrini vermezse hücre parçalanır.
 5- Çok hücreli canlılarda hücre bölünmesi bazı hücrelerde hızlı, bazı hücrelerde yavaş gerçekleşirken bazı hücrelerde belli bir dönemden (yaştan) sonra hiç bölünmezler. İnsanlarda kan, deri, bağırsak hücreleri hızlı, kas hücreleri yavaş bölünürken sinir ve retina hücreleri de belli bir yaştan sonra hiç bölünmezler.

9/10/2009

KIZ KALESİ-8.Sınıf Türkçe Konu Anlatımı

Kızkulesi Adası, Kubadabad Saltanat Kentinin haremliğiymiş. Ada da çevresi sularla çevrili bir kale ile, birbirinden güzel köşklerin ortasında yüksek bir kule varmış.

İşte bu kölede cariyeleri ile birlikte Selçuklu Sultanının güzeller güzeli biricik kızı yaşarmış .

Sultan, düşünde (başka bir rivayete göre falında) sevgili kızının yılan sokması sonucu öleceğini görmüş. Yaptırdığı ve Kaleye ve içinde kuleye kızını bunun için kapatmış. Öyle ki, kuleye yılan girmesinde diye beton borularla Anasmaslar’dan Adaya su ve süt akıtılmış. (Anılan iki sıra beton boruların kalıntıları günümüze kadar gelmiştir.)

Böylece yıllar yılları kovalamış ve günlerden bir gün güzel Sultan ateşlere düşüp hastalanmış. Ülkenin en ünlü hekimleri zor bulmuşlar devasını. Sevgili Sultan yeniden sağlığına, mutluluğuna kavuşmuş. İyileşmesini kutlamak için armağanlar yağmaya başlamış kuleye. Yaşlı bir köylü kadında bir sepet üzüm getirmiş. Meğer üzümlerin içinde bir küçük yılan varmış.

Yılan o gece uykuya dalan güzel Sultanı sokup öldürmüş.

8/10/2009

KİTAP VE İNSAN-8.Sınıf Türkçe Konu Anlatımı

İnsanlar bazen can sıkıntısından, bazen bir şeylerle uğraşma hissinden, bazen de bilgi edinebilecekleri düşüncesinden kitap okuma ihtiyaçlarına cevap verirler. Bazıları vardır, kitaplar onların üzerine üzerine gelen, onları ezecekmiş gibi davranan bir yaratığa benzer gözlerinde. O derece korkarlar kitaptan. İnsanlığın dününü bugününü anlatan, savaşları, efsaneleri, aşkları, ayrılıkları, suçluyu, polisi denilebilir ki hayatı, bazen bir insanın hayatını, bazen de bir milletin tarihini, hayatını, anlatır kitaplar. Her zaman insanla beraber, her zaman insanın yanındadırlar. Kütüphaneler dolusudurlar ve asla hepsini okumaya bir insanın ömrü yetmez. Okumak istersiniz hepsini, içerlerinde sakladıkları elmasların, yakutların, zümrütlerin sahibi olmak istersiniz. Ama hepsinin sahibi olamazsınız bir gün gelir veda edersiniz onlara. Bu nedenle seçerek okumak istersiniz.

Ömrünüz boyunca her şey geçici olabilir. Dostlarınız, arkadaşlarınız, sevgiliniz, evde beslediğiniz kediniz, kuşunuz, en sadık hayvan denilen köpeğiniz hepsi terk edebilir. Bir zaman gelir sizi tek başınıza bırakabilir. Aslında siz yalnız, tek başına değilsinizdir. Yanınızda hep o sadık, vefakar dostunuz bulunmaktadır. Otobüste giderken, bir sağa bir sola tren yolculuklarında, uzun uçak yolculuklarında veya dalgalı bir denizin ortasındaki vapurda sizin yol arkadaşınızdır onlar. Asla sizden ayrılmazlar. Bir roman, bir hikaye veya bir deneme eğer isterseniz her zaman sizinledir. Siz böyle bir can dostuna saygı duymayıp da ne yaparsınız. Kitabı özenle seçip, önünü arkasını şöyle bir çevirip, sayfalarını teker teker karıştırıp, kokusunu ta ciğerlerinizin içine çekmek istemez misiniz?

Dünyada kitap okuma oranı o kadar düşük ki, insanlar sanki kütüphaneler dolusu kitabın niye yazıldığını göremiyorlar. Kitaplar onlara beni oku diye bağırırken, nasıl olur da bu çığlıkları duyamazlar. Bazen duyanlar da çıkmıyor değil. Kitap okuma hevesi olan insanlar onlara özensiz, alelade bir şeymiş gibi davranmaktan ne zaman usanırlar? Onlara saygı gösterip düzenli olarak okumalı, belki belli bir sayfa miktarınca düzenli olarak okumalı, belki günlük veya en azından haftalık. Hatta daha fazla özen gösterenler vardır. Gece el etek çekilince, ortalık sessizleşince kendi odasına çekilip kitabıyla baş başa kalarak onun içindeki mücevherlerin sahibi olmayı seçerler.

Kitap okumak dünyanın en faydalı işlerinden birisidir. İstediğiniz zaman istediğiniz yerde okuyabilirsiniz. Her zaman size kapıları açıktır, asla geri çevrilmezsiniz. Siz de onları yalnız bırakmayın kitap okuyun!..

TV'de Bugün

Güncel Haberler